Yazar "Yolcu, Murat" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 6 / 6
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Bazı pestisit ve antibiyotiklerin Escherichia coli ML35'in iç membran geçirgenliği üzerine etkileri(2016) Yolcu, Murat; Güven, KemalEscherichia coli ML35 mutant varyetesinde J3-Galaktozidaz (LacZ) enzimi konstitif olarak devamlı sentezlenmekte fakat bunun yanında hücre içerisine substrat (ONPG) girişi için gerekli olan lacY permeaz enzimi ihtiva etmemektedir. Substrat girişi, inner membran permeabilitesini etkileyen kimyasallarla arttoılabilmektedir. Bazı pestisit ve antibiyotiklerin etkisiyle lacZ aktivitesinin, ki membrana verilen zarar nedeniyle inner membrandan substrat girişinin bir göstergesidir, artış gösterip göstermediği araştırılmıştır. Bu çalışmanın amacı, değişik zararlı maddeleri test etmede kullanılabilecek bir bakteri test sistemi geliştirmektir. Bu çalışmada Maneb ve Mancozeb gibi fungusitler, bir insektisit olan Thiodan ve Ampicilin, Polymyxin gibi antibiyotiklerin değişik konsantrasyonları test edildi. Ayrıca, organometallik fungusitler olan Maneb ve Mancozeb'in yapısında yer alan Mn ve Zn gibi ağır metallerin oranlan göz önüne alınarak Atomik Absorbsiyon Spektrofotometre yardımıyla bakterilerdeki pestisit akümülasyonu hesaplandı. Test edilen bütün kimyasal maddelerin bakteri çoğalması üzerine olan inhibisyon etkileri araştırıldı. Maneb ve Mancozeb'in 50, 100 ve 250 ppm'lik konsantrasyon artışına paralel olarak değişik zaman aralıklarında (3., 6., ve 9.saat) bakteri çoğalmasının inhibe edildiği tespit edilmiştir. Ayrıca, enzim aktivitesi tayini yapılarak, bu kimyasalların membran geçirgenliğini etkilediği konsantrasyon aralıkları tespit edilerek grafikler elde edildi. 50, 75, 100 ve 250 ppm'lik konsantrasyonlarda Maneb ve Mancozeb'in, 1 ve 10 ppm'lik konsantrasyonlarda Thiodan'nm 30 dakika gibi bir sürede iç membran geçirgenliğini arttırdığı ve bundan dolayı enzim aktivitesinde belli oranlarda artış görüldüğü tespit edildi. Pozitif kontrol olarak antibiyotik yerine SDS gibi vm deterjanların kullanılabileceği tespit edildi. Ayrıca bakterilerde Maneb ve Mancozeb akümülasyon değerleri hesaplanarak grafiğe geçirildi. Maneb ve Mancozeb'in artan konsantrasyonlarına maruz kalan bakterilerin pestisit akümülasyomı da artış göstermiştir. Ayrıca, Mancozeb'in Maneb'e göre hem iç membran geçirgenliği üzerine etkisi hem de akümülasyon açısından daha etkili olduğu gözlendi. Anahtar Kelimeler: E. coli ML35, İç Membran Geçirgenliği, 0- Galaktozidaz Aktivitesi, Pestisitler, Maneb, Mancozeb, Antibiyotikler, AkümülasyonÖğe Çeşitli pestisitlere maruz kalan Oreochromis niloticus'un karaciğer ve solungaç dokularının yağ asidi içeriklerindeki değişiklikler(Dicle Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2018) Yolcu, Murat; Satar, Elif İpekBu araştırmada, organofosfat grubundan olan Diazinon, karbamat grubundan olan Carbaryl, triazin grubundan olan Atrazin ve pyrethroid grubundan olan Lambda cyhalothrin'nin subletal konsantrasyonlarına 7, 14 ve 21 gün boyunca maruz bırakılan Oreochromis niloticus'un karaciğer ve solungaç dokularındaki total, fosfolipid (PL) ve triaçilgliserol (TAG) yağ asidi fraksiyonundaki meydana gelebilecek değişikliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Pestisitler, özelllikle tarımsal üretimi olumsuz etkileyen zararlılarla mücadele başta olmak üzere birçok alanda yaygın olarak kullanılan kimyasal bileşikler veya biyolojik ajanlardır. Her ne kadar bu maddelerin kullanılmasının bir takım faydaları bulunsa da çeşitli yollarla doğal ortamlara ulaşarak, insanlar ve diğer canlılar için potansiyel toksisiteleri nedeniyle ekolojik bazı sorunlar da oluşturabilirler. Bu bileşiklerin kimyasal stabilitesi ve geniş kullanımı, doğal sularda ciddi derecede kontaminasyona neden olmuştur. Bu nedenle doğal ortamlara bulaşan bu kirleticilerin, bu ortamlarda yaşayan organizmalar üzerinde ne tür toksikolojik etkiler meydana getirebileceğini bilmemiz önem arz etmektedir. Pestisitlerin organizmalar üzerindeki etkilerinin incelenmesinde farklı metotlar kullanılmaktadır. Bu metotlar arasında en iyi netice veren, ortam şartlarına benzer koşullarda uygulanan toksikolojik deneyler başta gelmektedir. Pestisitlerin ekosistemlerde neden olduğu ekotoksikolojik risklerin değerlendirilmesi; pestisitlerin hedef olmayan organizmalara olan toksisitesi ve etkileri üzerine olan verilere dayanmaktadır. Elde edilen veriler analiz edilir ve pestisitlerin organizmalar üzerindeki olumsuz etkileri belirlenir. Böylece bu olumsuz etkilere karşı gerekli tedbirler alınabilir. Balıklar, sudaki kontaminasyonun iyi bir göstergesidir, çünkü biyokimyasal stres tepkileri memelilerde olanlara oldukça benzerdir. Toksikolojik araştırmalar; çok düşük konsantrasyonlarda mevcut olan kirleticilerin günler ya da haftalar sonra ortaya çıkan su ortamının potansiyel kirlilik durumlarından kaynaklanan metabolik bozulmaların teşhis edilmesinde biyolojik açıdan etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Akuatik organizmalar, bulundukları ortam ile denge içerisinde olduklarından verilen toksikolojik yanıtlar, çevresel kirlenmeyi belirlemek için oldukça hassastırlar. Organizmada meydana gelen biyokimyasal etkiler ile popülasyonda meydana gelen etkiler arasında önemli bir ilişki bulunmaktadır. Çalışmamızda balıklar, Diazinon, Carbaryl, Atrazin ve Lambda cyhalothrin'nin subletal derişimlerine 21 gün süresince maruz bırakılmış ve Oreochromis niloticus'un karaciğer ve solungaç dokularındaki total, fosfolipid (PL) ve triaçilgliserol (TAG) yağ asidi fraksiyonundaki meydana gelen değişiklikler Gaz Kromatografisiyle (GC) incelenmiştir. Uygulanan pestisitler kontrol balıklar ile karşılaştırıldığında total doymuş, n-9, n-6, n-3 yağ asit yüzdelerinde değişik oranlarda ve değişik günlerde farklılıklara sebep olmuştur. Gaz kromatografisi sonuçlarına göre; O. niloticus'un karaciğer ve solungaç dokularında doymuş yağ asitlerinden miristik asit (14:0), pentadekanoik asit (15:0), palmitik asit (16:0), heptadekanoik asit (17:0) ve stearik asit (18:0); tekli doymamış yağ asitlerinden palmitoleik asit (16:1(n-7)), oleik asit (18:1(n-9)) ve eikosenoik asit (20:1(n-9)); aşırı doymamış yağ asitlerinden linoleik asit (18:2(n-6)), linolenik asit (18:3(n-3)), eikosadienoik asit (20:2(n-6)), eikosatrienoik asit (20:3(n-6)), arakidonik asit (20:4(n-6), AA), eikosapentaenoik asit (20:5(n-3), EPA), dokosapentaenoik asit (22:5(n-3)) ve dokosaheksaenoik asitler (22:6(n-3), DHA) tespit edilmiştir. Bu çalışmada, SFA (Saturated Fatty Acids: Doymuş Yağ Asitleri), MUFA (Monounsaturated Fatty Acids: Tekli Doymamış Yağ Asitleri) ve PUFA (Polyunsaturated Fatty Acids: Aşırı Doymamış Yağ Asitleri) yüzdelerinin, aynı balık türünün farklı dokuları ve farklı pestisit maruziyetine bağlı olarak değiştiği belirlenmiştir. Kontrol balığının karaciğer dokusundaki total yağ asitleri incelendiğinde, en önemli yağ asitleri SFA'dan C16:0, C18:0; MUFA'dan C18:1; PUFA'dan C18:2(n-6) ve C22:6(n-3) olarak bulunmuştur. Pestisit uyguladığımız balıklarda en fazla değişiklik gösteren yağ asitleri Carbaryl uygulananda C16:0, C18:1, C18:2n-6, ve C22:6(n-3); Diazinon uygulananda C18:1 ve C22:6(n-3); Lamda cyhalothrin uygulananda C18:1, C18:2(n-6) ve C22:6(n-3); Atrazin uygulananda ise C16:0 ve C18:2(n-6)'dır. Kontrol balığının Solungaç dokusundaki total yağ asitleri incelendiğinde, en önemli yağ asitleri SFA'dan C16:0, C18:0; MUFA'dan C18:1; PUFA'dan C18:2(n-6), C18:3(n-3) ve C22:6(n-3) olarak bulunmuştur. Carbaryl'e maruz kalan balıklarda C18:0, C18:2(n-6) ve C22:6(n-3); Diazinon'na maruz kalan balıklarda C16:0, C18:0, C18:1 ve C18:3(n-3); Lamda cyhalothrin'e maruz kalan balıklarda C16:0, C18:0 ve C18:3(n-3); Atrazin'e maruz kalan balıklarda ise C16:0, C18:0, C18:1, C18:2(n-6) ve C18:3(n-3) yağ asitlerinde önemli değişiklikler tespit edilmiştir. Kontrol balığının karaciğer dokusundaki fosfolipidlerde ki (PL) yağ asitleri incelendiğinde, en önemli yağ asitleri SFA'dan C16:0, C18:0; MUFA'dan C18:1; PUFA'dan C18:2(n-6), C20:4(n-6) ve C22:6(n-3) olarak bulunmuştur. Pestisit uyguladığımız balıklarda en fazla değişiklik gösteren yağ asitleri ise Carbaryl uygulanan grupta C16:0, C18:0 ve C22:6(n-3); Diazinon uygulanan grupta C18:1 ve C22:6(n-3); Lamda cyhalothrin uygulanan grupta C18:1 ve C22:6n-3; Atrazin uygulanan grupta ise C16:0, C18:2(n-6) ve C22:6(n-3) olarak bulunmuştur. Kontrol balığının solungaç dokusundaki fosfolipidlerde (PL) bulunan yağ asitleri incelendiğinde, en önemli yağ asitleri SFA'dan C16:0, C18:0; MUFA'dan C18:1; PUFA'dan C18:2(n-6), C20:4(n-6) ve C22:6(n-3) olarak bulunmuştur. Carbaryl'e maruz kalan balıklarda C16:0, C18:0, C18:2(n-6), C20:4(n-6) ve C22:6(n-3); Diazinon'a maruz kalan balıklarda C22:6(n-3); Lamda cyhalothrin'e maruz kalan balıklarda C18:0 ve C22:6(n-3); Atrazin'e maruz kalan balıklarda ise C18:2(n-6) ve C22:6(n-3) yağ asitlerinde önemli değişiklikler tespit edilmiştir. Kontrol balığının karaciğer dokusundaki triaçilgliserollerde (TAG) bulunan yağ asitleri incelendiğinde, en önemli yağ asitleri SFA'dan C16:0, C18:0; MUFA'dan C16:1, C18:1; PUFA'dan C18:2(n-6) ve C20:4(n-6) olarak bulunmuştur. Pestisit uyguladığımız balıklarda en fazla değişiklik gösteren yağ asitleri ise Carbaryl uygulananda C16:0, C18:1 ve C22:6(n-3); Diazinon uygulananda C16:0, C18:1 ve C22:6n-3; Lamda cyhalothrin uygulananda C16:0, C18:0, C18:1 ve C22:6(n-3); Atrazin uygulananda ise C16:0, C18:0, C18:1 ve C18:2(n-6) olarak bulunmuştur. Kontrol balığının solungaç dokusundaki triaçilgliserollerde (TAG) bulunan yağ asitleri incelendiğinde, en önemli yağ asitleri SFA'dan C16:0, C18:0, MUFA'dan C16:1, C18:1, C20:1; PUFA'dan C18:2(n-6) ve C22:6(n-3) olarak bulunmuştur. Carbaryl'e maruz kalan balıklarda C16:0, C18:0, C18:1 ve C18:2(n-6); Diazinon'a maruz kalan balıklarda C16:0, C18:0, C18:1 ve C18:2(n-6); Lamda cyhalothrin'e maruz kalan balıklarda C16:0, C18:0, C18:1 ve C18:2(n-6); Atrazin'e maruz kalan balıklarda ise C18:1 ve C18:2(n-6) yağ asitlerinde önemli değişiklikler tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda pestisitlerin subletal etkisine maruz kalan O. niloticus'un, karaciğer ve solungaç dokularındaki total, fosfolipid (PL) ve triaçilgliserol (TAG)'lerindeki yağ asidi yüzdelerinde kontroller ile karşılaştırmada düzensiz azalma ve artmalar saptanmıştır. Yaptığımız araştırmalardan, organoklorlu, organofosforlu, pyretroid ve karbamat pestisitlerine maruz kalma ve süreye bağlı olarak total, fosfolipid (PL) ve triaçilgliserol (TAG)'lerdeki yağ asidi fraksiyonu üzerinde, hemen hemen benzer etkiler gözlendiği ve bu pestisitlerin, yağ asitlerinin desatürasyon ve elongasyon yollarını etkileyerek değişikliğe sebep olduğu sonucu çıkarılmıştır. Canlıların hücre ve organel membranlarının başlıca bileşeni olan yağ asitlerinin, membran enzim reaksiyonu tarafından etkilenmesi önemli bir husustur.Öğe Cytological and histological effects of pesticide chlorpyriphos in the gills of Anabas testudineus(Taylor & Francis Ltd, 2020) Velmurugan, Babu; Cengiz, Elif Ipek; Yolcu, Murat; Ugurlu, Pelin; Selvanayagam, MariadossThe present study was aimed to report the toxicity of the chlorpyrifos, an organophosphorus insecticide, with regard to histological and cytological effects through light and transmission electron microscopes in the gills of freshwater fish, Anabas testudineus. The fish were exposed to 0.125 (5% of 96 h LC50), 0.250 (10% of 96 h LC50), and 0.375 mgL(-1) (15% of 96 h LC50) of chlorpyrifos for 7, 14, and 21 days for light microscopy and 21 days for transmission electron microscopy. The histological effects were seen in all exposed concentrations of 0.125, 0.250, and 0.375 mgL(-1). These effects increased with the increase in chlorpyrifos concentrations and duration of exposure. The main histological effects visible in the gill tissue were fusion of secondary lamellae and epithelial hyperplasia. Other effects included the epithelial hypertrophy, lifting of lamellar epithelium, aneurysm, necrosis, and desquamation of epithelial cells were also reported. Cytological effects included epithelial detachment, large subepithelial space, necrotic cells, apoptotic remnant of cells, the presence of macrophages, swelling of mitochondria in the chloride cells, distension of the tubular system, the presence of some large vacuoles, deposition of excessive mucous, and nucleus abnormalities. This study confirms that varying doses of chlorpyrifos have adverse histological and cytological effects in the gills of A. testudineus.Öğe Effect of Lambda-cyhalothrin on the Gill Phospholipid (PL) Subclass of Oreochromis niloticus(ABADER (Adıyaman Bilimsel Arastırmalar Dernegi), 2023) Yolcu, Murat; Satar, Elif İpek; Başhan, Mehmet; Kızmaz, VeysiFatty acids have a crucial role in providing energy and performing essential functions in living organisms. Moreover, these substances exhibit the most significant alterations in their structure based on ecotoxicological parameters when viewed from a biochemical perspective. These bioactive chemicals are present in the cellular architecture. The study of these fatty acids, crucial for maintaining the integrity and permeability of cell membranes, holds great significance for all living organisms. Consequently, doing fatty acid analysis specifically at the phospholipid level holds significant importance. The impact of lambda cyhalothrin on the fatty acid content of several phospholipid subclasses (phosphatidylcholine (PC), phosphatidylethanolamine (PE), phosphatidylinositol (PI), and phosphatidylserine (PS) in the gill tissue of O. niloticus (Perciformes: Cichlidae) was assessed using gas chromatography. The alterations in the fatty acid composition was analyzed 21 days after exposure. Following the complete extraction of lipids from gill tissue, the tissue was subsequently separated into different subclasses of phospholipids using thin layer chromatography. The samples were subjected to methylation and then evaluated using Gas Chromatography to determine the percentage of the fatty acid. After doing the analysis, a grand total of 16 fatty acids were identified. The research revealed that the primary fatty acids were 16:0 and 18:0 of saturated fatty acids, monounsaturated 18:1n-9, and polyunsaturated 18:2n-6, 20:4n-6, and 22:6n-6. Upon analyzing the distribution of fatty acids, it was observed that PC, PE, and PI included 16:0, PE contained 18:1, PE and PS contained C18:2n-6 and 20:4n-6, and significant alterations in C22:6n-3 were detected in PE. Our investigation revealed that the n-3/n-6 ratio of fish in the PE subclass was the lowest when compared to PC, PI, and PS.Öğe Effects of cypermethrin on serum biochemistry and liver histopathology of anabas testudineus(Islamic Azad University, 2024) Velmurugan, Babu; Satar, Elif İpek; Yolcu, Murat; Uysal, ErsinCypermethrin is one of the most commonly used pesticides. In this study, the effects of cypermethrin on serum biochemistry and liver histology of Anabas testudineus were investigated. The fish have been exposed to sub-lethal concentrations of cypermethrin for the 7th, 14th, and 21st days and one control was considered. AST, ALT, and ALP showed concentration-and days-dependent increases in all experimental groups. Bilirubin levels increased significantly (p<0.05) in cypermethrin groups. No statistically significant difference in bilirubin levels was observed between the concentrations of 0.015 and 0.030 mg L-1 on days 7th and 14th. Protein levels decreased in response to cypermethrin on all days when compared to controls. Statistically significant differences in protein levels weren’t observed between all concentrations on days 7th and 14th and between concentrations of 0.015 and 0.030 mg L-1 on days 21st. Light microscopy revealed hepatocyte hypertrophy, sinusoidal dilation, granular degeneration, congestion, pycnosis, and focal necrosis in the liver. AST ALT, ALP, bilirubin, protein levels, and histopathology can be used as possible markers for biological monitoring and chemical risk assessment in aquatic organisms. © 2024, Islamic Azad University. All rights reserved.Öğe Essential oil content, in-vitro and in-silico activities of Hypericum triquetrifolium Turra, H. empetrifolium subsp. empetrifolium Willd., and H. pruinatum Boiss. & Balansa species(Istanbul Univ, Fac Pharmacy, 2023) Akdeniz, Mehmet; Yener, Ismail; Kocakaya, Safak Ozhan; Yolcu, Murat; Yigitkan, Serkan; Aydin, Firat; Turkmenoglu, Fatma PinarBackground and Aims: The importance of Hypericum species that are used traditionally against many diseases is increasing day by day.Methods: In this study, the essential oil contents of Hypericum triquetrifolium, H. empetrifolium subsp. empetrifolium, and H. pruinatum species were determined with GC-MS/ FID. This is the first study on the antioxidant, anticholinesterase, anti-urease, antityrosinase, antielastase, and anticollagenase activities of these species. Also, in silico and in vitro enzyme in-hibitory activities of the major compounds in the essential oil samples of the species have been evaluated. In addition, the cytotoxic effects of the essential oils were determined by the MTT method.Results: According to GC-MS/ FID results, the major compounds were determined as caryophyllene oxide (16.76%) for H. triquetrifolium, alpha-pinene (21.67%) for H. empetrifolium subsp. empetrifolium, and germacrene D (22.47%) for H. pruinatum. Especially, H. pruinatum sample showed a high cytotoxic effect (IC50: 34.78 +/- 0.22 and 29.06 +/- 0.40 mu g/mL, respectively) on HT -29 and MCF-7 cell lines. It was determined that the same sample showed a promising inhibitory activity on acetyl (18.33 +/- 2.79, 36.48 +/- 2.40, and 56.97 +/- 0.94, respectively) and butyryl (71.63 +/- 2.78, 73.88 +/- 1.16, and 56.97 +/- 0.97, respectively) cholinesterase enzymes.Conclusion: Results of the in-vitro activity studies indicated that H. pruinatum essential oil could be used in the pharmaceuti-cal industry.