Yazar "Zeyrek, Fadile Yıldız" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Helicobacter Pylori'nin izolasyonu, tanı metodlarının karşılaştırılması ve antibiyotik direnci(Dicle Üniversitesi, Tıp Fakültesi, 1999) Zeyrek, Fadile Yıldız; Gül, KadriBu çalışmanın amacı olan üst gastrintestinal sistem hastalıklarında Hp sıklığı, Hp tanısında kullanılan direk mikroskopi, üreaz ve kültür yöntemlerinin karşılaştırılması ve tetrasiklin, ofloksasin, azitromisin, klaritromisin, amoksisilin ve metronidazole karşı Hp'nin oluşturduğu direnci saptamak için, Ocak 1998 - Aralık 1998 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Endoskopi ünitesine başvuran 50 olgu incelemeye alınmıştır. Endoskopik tanılan duodenal ülser, gastrit ve akut duodenit olan bu olgular 18-62 yaş arası olup, 23'ü kadın 27'si erkektir. Olguların mide antrumundan üç ayrı biopsi örneği alındı. Direk mikroskopi için Giemsa boyası, üreaz testi için Sutart'ın % 10'luk üre sıvısı, kültür için % 10 at kanlı Colombia agafa Hp selective supplement eklenmiş besiyeri kullanıldı. Ekim yapılan plaklar Campy Gen gaz kitleri ile elde edilen mikroaerofilik ortamda 37°C de 5-7 gün süre ile bekletildi. Elde edilen suşlar Kirby-Bauer disk difruzyon metoduyla, Tetracycline 30 meg, Ofloxacin 5 meg, Carithromycin 15 meg, Azithromycin 15 jig, Amoxicilin 25 meg ve Metronidazole 5ug diskleri kullanılarak, oluşturdukları zon çaplan değerlendirildi. 15 mm ve üstü zon çaplan duyarlı olarak kabul edildi. Çalışma sonucunda duodenal ülserde, kr. difrüz gastritde ve akut duodenitte % 66.7, antral gastritte % 58.8 kültür ile Hp-pozitifliği bulundu. Direk mikroskopi ile 38 (% 76) hastada, üreaz testi ile 37 (%74) hastada, kültür ile 32 (%64) hastada Hp-pozitif bulundu. Kültür esas alındığında direk mikroskopinin duyarlılığı % 100.0, özgüllüğü % 66.7, pozitif prediktif değeri % 84.2, negatif prediktif değeri % 100.0, üreazm duyarlılığı % 93.8, özgüllüğü % 61.1, pozitif prediktif değeri % 81.1, negatif prediktif değeri % 84.6 olarak saptandı. Yapılan antibiyotik duyarlılık deneyleri sonucunda; Tetracycline 3 (% 9.40), Ofloxacine 2 (% 6.25), Azithromycine 2 (% 6.25), Clarithromycine 6 (% 18.7), Amoxycillin 3 (% 9.40), Metronidazole 20 (% 62.5) dirençli Hp susu bulundu. Tüm ilaçlara karşı dirençli suşlar arasında fark yoktu. Metronidazol hariç diğer ilaçlar için cinsiyet ve yaş gruplan arasında anlamlı fark bulunmadı. Metronidazole kadınlarda % 69.2 direnç bulunurken, erkeklerde % 5.36 oranında direnç bulunmuştur. Bu İlaca karşı 25-44 yaş gubu kadınlarda direnç daha fazla bulundu.Öğe Türkiye’de Kutanöz Leyşmanyazis Etkeni Leishmania tropica’da Antimon Direnç Mekanizmasının Belirlenme(2020) Akyar, Işın; Çavuş, İbrahim; Özbilgin, Ahmet; Zeyrek, Fadile Yıldız; Harman, Mehmet; Ertabaklar, Hatice; Gündüz, CumhurDünya Sağlık Örgütü, yaklaşık bir milyar insanın endemik bölgelerde risk altında olduğunu, son beşyıl içinde bir milyon kutanöz leyşmanyazis (KL) olgusunun ve yılda yaklaşık 300.000 viseral leyşmanyazis (VL) olgusunun olduğunu bildirmektedir. Her yıl yaklaşık 20.000 kişinin VL’ye bağlı öldüğü bilinmektedir. Türkiye’de Leishmania tropica’nın ve Leishmania infantum’un neden olduğu KL’de yılda 2500civarında olgu bildirilmektedir. Başta Akdeniz ve Ege Bölgesi illerinde olmak üzere diğer birçok ilde sonyıllarda ortaya çıkan olgu ve odaklarda önemli oranda artış görülmesi önümüzdeki yıllarda enfeksiyon hızının yükseleceğini göstermektedir. Ülkemizdeki KL’nin ana etkeni L.tropica olup tedavide megluminantimonat kullanılmaktadır. Bu çalışmada, antimona dirençli ve dirençli olmayan L.tropica izolatlarınıngen ve protein ekspresyonları karşılaştırılarak L.tropica’ya özgü antimon direnç genlerinin saptanmasıamaçlanmıştır. Ülkemizin Ege, Akdeniz ve Güneydoğu bölgelerinden antimonat direnci bulunmayan 3KL hastasından elde edilmiş L.tropica izolatlarında, laboratuvar ortamında meglumin antimonata karşı 3dirençli izolat geliştirilmiştir. Bu izolatların mikroarray yöntemi ile gen ekspresyon değişimleri, 2 boyutlujel elektroforezi ile protein profilleri ve MALDI-TOF/TOF MS ile ilgili proteinleri tanımlanarak birbirleriylekarşılaştırma yapılmıştır. Antimon tedavisine yanıt vermemiş 10 KL hastasından elde edilmiş L.tropica izolatlarına antimon bileşiklerine yönelik direnç testleri uygulanmış ve direnç gelişiminden sorumlu genlerinekspresyonlarını saptamak amacıyla kantitatif gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu uygulanmıştır.Ayrıca, protein profilleri karşılaştırılarak antimon direnci olan ve olmayan izolatlardaki protein ekspresyondüzeylerindeki farklılıklar belirlenmiş ve farklılık saptanan proteinlerin tanımlanması gerçekleştirilmiştir. Buçalışmalar sonucunda, L.tropica izolatlarının antimon bileşiklerine karşı direnç geliştirilen izolatlarında, direnç geliştirmesinde enolaz, “Elongation factor-2 (EF-2)”, “Heat shock protein 70 (HSP 70)”, tripanotyonredüktaz, protein kinaz C ve metalo-peptidaz proteinlerinin rol oynadığı saptanmış ve hastalardan alınandoğal dirençli izolatlarda da benzer ekspresyon değişimi gösterilmiştir. Sonuç olarak, ülkemizdeki L.tropicaizolatlarının deneysel olarak çok kısa sürede meglumin antimonata (Glucantime®) karşı direnç kazandığısaptanmıştır. Ülkemizde yaşayan ve yurt dışından ülkemize giriş yapan KL hastalarının yetersiz ve eksiktedavi görmesi durumunda, dirençli suşların ve olgu sayısının hızla artabileceği ve dirençli leyşmanyazisodaklarının oluşabileceği öngörülmektedir.Öğe Türkiye’de kutanöz leyşmanyazis etkeni leishmania tropica’da antimon direnç mekanizmasının belirlenmesi(Ankara Microbiology Society, 2020) Özbilgin, Ahmet; Zeyrek, Fadile Yıldız; Güray, Melda Zeynep; Çulha, Gülnaz; Akyar, Işın; Harman, Mehmet; Özbel, Yusuf; Ertabaklar, Hatice; Çavuş, İbrahim; Gündüz, CumhurDünya Sağlık Örgütü, yaklaşık bir milyar insanın endemik bölgelerde risk altında olduğunu, son beş yıl içinde bir milyon kutanöz leyşmanyazis (KL) olgusunun ve yılda yaklaşık 300.000 viseral leyşmanyazis (VL) olgusunun olduğunu bildirmektedir. Her yıl yaklaşık 20.000 kişinin VL’ye bağlı öldüğü bilinmektedir. Türkiye’de Leishmania tropica’nın ve Leishmania infantum’un neden olduğu KL’de yılda 2500 civarında olgu bildirilmektedir. Başta Akdeniz ve Ege Bölgesi illerinde olmak üzere diğer birçok ilde son yıllarda ortaya çıkan olgu ve odaklarda önemli oranda artış görülmesi önümüzdeki yıllarda enfeksiyon hızının yükseleceğini göstermektedir. Ülkemizdeki KL’nin ana etkeni L.tropica olup tedavide meglumin antimonat kullanılmaktadır. Bu çalışmada, antimona dirençli ve dirençli olmayan L.tropica izolatlarının gen ve protein ekspresyonları karşılaştırılarak L.tropica’ya özgü antimon direnç genlerinin saptanması amaçlanmıştır. Ülkemizin Ege, Akdeniz ve Güneydoğu bölgelerinden antimonat direnci bulunmayan 3 KL hastasından elde edilmiş L.tropica izolatlarında, laboratuvar ortamında meglumin antimonata karşı 3 dirençli izolat geliştirilmiştir. Bu izolatların mikroarray yöntemi ile gen ekspresyon değişimleri, 2 boyutlu jel elektroforezi ile protein profilleri ve MALDI-TOF/TOF MS ile ilgili proteinleri tanımlanarak birbirleriyle karşılaştırma yapılmıştır. Antimon tedavisine yanıt vermemiş 10 KL hastasından elde edilmiş L.tropica izolatlarına antimon bileşiklerine yönelik direnç testleri uygulanmış ve direnç gelişiminden sorumlu genlerin ekspresyonlarını saptamak amacıyla kantitatif gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu uygulanmıştır. Ayrıca, protein profilleri karşılaştırılarak antimon direnci olan ve olmayan izolatlardaki protein ekspresyon düzeylerindeki farklılıklar belirlenmiş ve farklılık saptanan proteinlerin tanımlanması gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar sonucunda, L.tropica izolatlarının antimon bileşiklerine karşı direnç geliştirilen izolatlarında, direnç geliştirmesinde enolaz, “Elongation factor-2 (EF-2)”, “Heat shock protein 70 (HSP 70)”, tripanotyon redüktaz, protein kinaz C ve metalo-peptidaz proteinlerinin rol oynadığı saptanmış ve hastalardan alınan doğal dirençli izolatlarda da benzer ekspresyon değişimi gösterilmiştir. Sonuç olarak, ülkemizdeki L.tropica izolatlarının deneysel olarak çok kısa sürede meglumin antimonata (Glucantime®) karşı direnç kazandığı saptanmıştır. Ülkemizde yaşayan ve yurt dışından ülkemize giriş yapan KL hastalarının yetersiz ve eksik tedavi görmesi durumunda, dirençli suşların ve olgu sayısının hızla artabileceği ve dirençli leyşmanyazis odaklarının oluşabileceği öngörülmektedir.