Yazar "Uysal, Emin" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Kesici-delici aletlerle oluşan toraks ve batın yaralanmalarında mortaliteye etkili faktörler (660 vakalık seri)(2017) Uysal, Emin; Aldemir, MustafaKesici-delici alet (KDA) yaralanmaları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli mortalite ve morbidite nedenleri arasındadır. Bu çalışmayı, toraks ve batına olan KDA yaralanmalı hastalarda mortaliteye etkili faktörleri tespit etmek amacıyla planladık. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Kliniği'ne Şubat 2003 ile Temmuz 2006 arasında toraks ve batına olan KDA yaralanması nedeniyle başvuran 660 hastanın kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Çalışmaya dâhil edilen hastaların %97.7 (n=645)'si yaşadı, %2.3 (n=15)'ü öldü. Hastaların (634'ü erkek, 26'sı kadın) yaş ortalaması; 24.21±10.8 (4?72) idi. KDA yaralanmalarında en sık göğüs bölgesinin yaralandığını, en sık tek yaralanmanın olduğunu, en sık ek organ yaralanmasının üst ekstremite olduğunu, hastaların büyük çoğunluğunun acil gözlemde takip ve tedavisinin yapıldığını tespit ettik. Çalışmamızdaki veriler univariate istatistiksel analizle değerlendirildi. Hastalarımızın büyük çoğunluğunu 11?30 yaş arası genç ve genç erişkinler oluşturmaktaydı (P=0.000). En sık şiddet nedeniyle yaralanmaların olduğunu tespit ettik (P=0.000). Hastalarımızın çoğu ilkbahar ve yaz mevsiminde başvurdu (P=0.000). En sık kesici-delici aletlerin kullanıldığını tespit ettik (P=0.000). Yaralanmaların saat (12:00?24:00) arasında daha sık olduğunu bulduk (P=0.000). Akciğer yaralanması (P=0.003), KTD'den >1500 cc kan gelmesi (P=0.000), acil torakotomi varlığı (P=0.000), kalp yaralanması (P=0.000), perikardiyal effüzyon varlığı (P=0.000), sol ventrikül yaralanması (P=0.000) ve torakal büyük damar yaralanması (P=0.000) torakal yaralanmalarda, ince barsak yaralanması (P=0.002), kalın barsak yaralanması (P=0.000), böbrek yaralanması (P=0.020), pankreas yaralanması (P=0.000), retroperitoneal hematom varlığı (P=0.009), batın içi kanamanın >2000 cc'den olması (P=0.000) ve abdominal büyük damar yaralanması (P=0.000) ise abdominal yaralanmalarda, mortaliteyi tahmin etmede univariate istatistiksel analizle etkili faktörler olarak bulduk. Çalışmamızda; geç başvuru (P=0.001), gecikmiş operasyon süresi (P=0.02), GKS'nin 3?7 olması (P=0.000), GKS'nin 8?12 olması (P=0.04), başvuruda derin anemi varlığı (P=0.000), başvuruda şok varlığı (P=0.000), multiple kan transfüzyonu (P=0.000), İSS'nin ³ 25 olması (P=0.000), PATİ'nin ³ 25 olması (P=0.000) ve düşük RTS (P=0.000)`nin univariate istatistiksel analizle mortalite üzerinde anlamlı etkisinin olduğunu tespit ettik. Gecikmiş operasyon süresi (P=0.02) , başvuruda şok varlığı (P=0.000), PATİ'nin ³ 25 olması (P=0.000), GKS'nin 3?7 olması (P=0.000), GKS'nin 8?12 olması (P=0.04) ve İSS'nin ³ 25 olması (P=0.000) Logistic Regression (Backward Stepwise Wald) metodunu kullanarak multivariate analizle değerlendirildi. Multivariate analizde, hastaların mortalitesini tahmin etmede kullanılabilecek olan parametre başvuru esnasında şok varlığıdır (OR=0.106, CI=0.012?0.902, P=0.040).Öğe Mortal postpartum neuroleptic malignant syndrome(Elsevier Science Bv, 2006) Ustundag, Mehmet; Orak, Murat; Guloglu, Cahfer; Dogan, Halil; Uysal, EminNeuroleptic malignant syndrome is a serious side effect caused by antipsychotic medications. Neuroleptic malignant syndrome is believed to be triggered by neuroleptic blockade of dopaminergic receptors located in the hypothalamus and basal ganglia. The incidence of neuroleptic malignant syndrome with conventional antipsychotic agents has been reported to vary from 0.02-2.44%. Manifestations of this syndrome include severe muscle rigidity and high temperature with any of the following symptoms: dysphagia, tremor, incontinence, changes in the level of consciousness, ranging from confusion to coma, mutism, tachycardia, elevated or labile blood pressure, leukocytosis and laboratory evidence of muscle injury characterized by elevated creatinine-phosphokinase (CPK). In this study, we present a case of postpartum neuroleptic malignant syndrome which ended in the death of the patient, and review the literature.Öğe Ölümle sonuçlanan postpartum nöroleptik malign sendrom olgusu(2006) Doğan, Halil; Güloğlu, Cahfer; Üstündağ, Mehmet; Uysal, Emin; Orak, MuratNöroleptik malign sendrom antipsikotik ilaçların kullanımına bağlı olarak gelişen ciddi bir yan etkidir. Etyopatogenezinde hipotalamus ve bazal gangliyonlarda akut dopaminerjik blokaj olduğu ileri sürülmektedir. Sıklıkla klasik antipsikotik ilaçlara bağlı olarak %0.02-2.44 gibi değişken oranlarda görüldüğü rapor edilmiştir. Hastalarda musküler rijidite ve yüksek ateş (42°C'ye varabilen) ön plandadır. Disfaji, tremor, idrar ve gaita inkontinansı, konfüzyondan komaya kadar uzanan bilinç değişiklikleri, mutizm, taşikardi, oynak kan basıncı, lökositoz ve kas yıkımının bir göstergesi olarak artmış kreatinin fosfakinaz düzeyleri klinik tablonun diğer unsurlarıdır. Bu yazıda postpartum dönemde nöroleptik malign sendrom gelişen ve ölümle sonuçlanan bir olguyu, literatür ışığı altında irdelemeyi amaçladık.Öğe Toplu elektrik çarpması(2007) Güloğlu, Cahfer; Üstündağ, Mehmet; Uysal, Emin; Sayhan, Mustafa Burak; Orak, Murat[Abstract Not Available]Öğe Yanlış gluteal enjeksiyona bağlı derin ven trombozu: Olgu sunumu(Türk Tabipleri Birliği, 2007) Orak, Murat; Üstündağ, Mehmet; Uysal, Emin; Altıncı, Yusuf Ali; Sayhan, Mustafa BurakDerin ven trombozu (DVT) bir ekstremitenin venlerini aniden tıkayan ve nekroza kadar ilerleyebilen akut venöz trombozdur. DVT gelişimi mortalité ve morbidité üzerine direkt etkili olduğundan özellikle yaşİK hastalarda, prognozu etkileyen en önemli etmenlerden biri olarak değerlendirilmektedir. DVT1 nin risk faktörleri 1842'de Virchow tarafından staz, ven duvarında hasar, hiperkoagülabiliteden oluşan bir triad olarak tanımlanmıştır. DVT kuşkusu olan olgularda yapılan venografik ve doppler USG karşılaştırmalı çalışmalarda doppler USG' in üstünlüğü kanıtlanmıştır. DVT yaşam kalitesini olumsuz etkilediği gibi tedavisinde ciddi sağlık harcamalarına neden olur. Özellikle yaşlı hastalarda, prognozu etkileyen en önemli faktörlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Biz bu çalışmamızda, DVT olgusunu literatür ışığında tartışmayı amaçladık. Bireylerin sağlık konusunda etkili bir biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini ve hastalara gereken tıbbı müdahalelerin ehli olmayan kişiler tarafından yapılması durumunda üzücü sonuçlara neden olabileceğini vurgulamak istedik.