Yazar "Uçar, Demet" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 10 / 10
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Effects of lumbosacral angles on development of low back pain(Journal Of Musculoskeletal Pain, 2014) Çağlayan, Mehmet; Tacar, Orhan; Demirant, Ayda; Oktayoğlu, Pelin; Karakoç, Mehmet; Çetin, Abdurrahman; Em, Serda; Bozkurt, Mehtap; Uçar, Demet; Nas, KemalObjective: Low back pain [LBP] is an important health issue due the diagnosis and treatment expenses and loss of workforce it leads to. Biomechanical changes in the vertebral column caused by changes in the lumbosacral angles [LSAs] may lead to LBP. The purpose of this study was to assess body mass index [BMI] and LSAs in patients with LBP and investigate the association between LBP, LSAs and BMI. Methods: Lumbar lordotic angle [LLA], LSA, sacro-horizontal angle [SHA] and sacral inclination angle [SIA] were measured in 117 patients with chronic LBP and 85 healthy normal controls [HNCs] by means of lumbosacral radiography. In addition, association between LSAs, BMI and LBP was investigated. Results: There were no significant differences between patients and HNCs regarding LSAs and BMI. LLA was lower in male patients with LBP compared to male HNCs without LBP [p = 0.013]. In addition, SIA [p = 0.002] and BMI [p = 0.006] were higher in female patients with LBP compared to male patients with LBP. It was found that an increase in LLA increased the risk of having LPB by approximately 1.04-folds [ranging from 1.01 to 1.08; p = 0.045]. On the other hand, no association was found between LSAs and BMI. Conclusion: Changes in LSAs may cause LBP. An increase in LLA may be influential in increasing the risk of LBP. Therefore, measurement of LSAs may guide the physician who is to make clinical decisions in examination of patients with LBP.Öğe Ev hanımlarında kronik bel ağrısı(2011) Uçar, Bekir Yavuz; Azboy, İbrahim; Bulut, Mehmet; Bozkurt, Mehtap; Uçar, DemetAmaç: Bu çalışmanın amacı ev işleri ile uğraşan kadınların bel ağrılarını belirlemek ve ev hanımlarının ruhsal durumları, eğitim düzeyleri ile fiziki sağlıkları arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Gereç ve yöntem: Çalışmaya 33-45 yaş arası 30 kronik bel ağrılı ev hanımı ve kontrol grubu olarak sağlıklı 30 ev hanımı alındı. Fizik muayeneleri yapıldı. Hastaların yaş, boy, kilo, eğitim düzeyi, çocuk sayısı, sigara ve alkol alışkanlıkları kaydedildi. Vücut kitle indeksleri (VKI) hesaplandı. Bel ağrısının şiddeti Oswestry Bel Ağrı Sorgulama İndeksi (OBAS), ağrının hasta psikolojisi üzerine olan etkisi Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) kullanılarak değerlendirildi. Karın ve sırt kasları gücü manuel yöntemle ölçüldü. Bulgular: Hastalar ve kontrol grubu arasında demografik veriler açısından fark yoktu. Kronik bel ağrılı hastalarda BDÖ skorları kontrollere göre anlamlı yüksek bulundu (p<0,01). Kontrol grubunda karın ve sırt kasları güçleri daha yüksek bulundu fakat istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0,05). Hasta grubunda OBAS değerleri, BDÖ ve VKİ değerleri ile pozitif yönde (sırasıyla, r:0,457 p:0,011 ve r:0,583 p:0,001), karın ve sırt kasları güçleri ile negatif yönde (r:-0,591 p:0,006 / r:-0,493 p:0,001) korele bulundu. Hastalarda karın ve sırt kaslarının gücü ile VKİ, OBAS ve BDÖ arasında negatif yönde anlamlı korelasyon tespit edildi (r:-0,726 r:-0,591 r:-0,737 / r:-0,526 r:-0,493 r:-0,615). Yüksek eğitim düzeyi OBAS ve BDÖ skorlarını olumlu yönde etkiledi. Sonuç: Düzenli egzersiz alışkanlığı olmayan kronik bel ağrılı ev hanımları günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlamaya gitmektedirler. Bu nedenle bel ve karın kasları zayıflığı görülmektedir. Kronik bel ağrılı hastalarda BDÖ skorları daha yüksek bulunduğu için kronik ağrılı hastalar psikiyatrik yönden de değerlendirilmelidir. Klin Deney Ar Derg 2011; 2 (3): 295-298.Öğe Evaluation of hearing loss in patients with ankylosing spondylitis(Aves Yayıncılık, 2014) Bozkurt, Mehtap; Çağlayan, Mehmet; Uçar, Demet; Oktayoğlu, Pelin; Em, Serda; Gün, Ramazan; Gür, Ali; Nas, KemalMaterials and Methods: A total of 50 AS patients and 34 healthy controls were enrolled into the study. Physical examinations and disease activity score measurements were performed in patients with AS. Results: The mean age was 32.20 years (18-55) in AS patients and 35.58 (20-50) in the control group. The mean disease duration was 5.27 years (0-22) in patients with AS. Hearing loss was detected in seven (14%) of the AS patients and three (8.8%) of the control patients. In terms of hearing loss, a statistically signifcant difference was not found between the two groups. Sensorineural hearing loss was the most commonly detected type of hearing loss in the two groups. Hearing loss was present in two (28.5%) of the seven AS patients in whom the duration of disease was more than 10 years. There was no statistically signifcant correlation between the duration of disease and hearing loss. Conclusion: There was no signifcant difference between the AS and control groups with respect to hearing loss. The rate of hearing loss increased in line with the duration of disease. Objective: The aim of this study was to evaluate the rate of hearing loss in patients with ankylosing spondylitis (AS) and to analyze whether the rates of hearing loss were different from the control group or not.Öğe Is there an association between chronic urticaria and fibromyalgia syndrome?(Turkish League Against Rheumatism, 2014) Oktayoğlu, Pelin; Uçmak, Derya; Çağlayan, Mehmet; Uçar, Demet; Bozkurt, Mehtap; Em, Serda; Yazmalar, Levent; Nas, KemalAbstract:Objectives: Chronic urticaria (CU) and fibromyalgia (FM) are different types of diseases with unclear etiopathogeneses but share many clinical and histochemical features. This study aims to make a recognization on these features and examines whether patients with CU are also affected by FM. Patients and methods: Forty patients with CU and 38 healthy controls were enrolled to this study. All of the participants were assessed according to the 1990 American College of Rheumatology (ACR) classification criteria for FM and asked questions regarding the clinical features of FM. The quality of life was assessed by the Nottingham Health Profile (NHP), while the psychological status was evaluated using the Hospital Anxiety and Depression Scale (HADS). Results: The incidence of FM was higher among the patients with CU (32.5%) than the controls (10.5%) (p=0.019). We indicated that the patients with CU suffered restrictions regarding to quality of life as assessed by the NHP. NHP-sleep (p=0.035), NHP-social isolation (p=0.032) and NHP-emotional reaction (p=0.027) scores were significantly higher compared to HCs. The HADS-depression scores were also significantly higher in the patients with CU (p=0.006). The patients with CU and concomitant FM had higher total NHP scores than those without FM (p<0.001). Conclusion: Clinicians must be alerted to the possible coexistence of FM in CU patients. Patients with CU have higher rates of FM than the general population and this results in more restrictions in daily life in these patients than those with CU alone. Therefore, additional treatment protocols may be required to be implicated for the treatment of patients with both CU and FM.Öğe Paraplegia due to missed thoracic meningioma after lumbar spinal decompression surgery: A case report and review of the literature(Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2014) Bozkurt, Mehtap; Göçmez, Cüneyt; Okçu, Mehmet; Türkcü, Gül; Em, Serda; Oktayoğlu, Pelin; Uçar, Demet; Nas, KemalSpinal meningiomas are often localized to the thoracic level and symptoms from a spinal meningioma are determined by the location of the mass. We present a case of thoracic paraplegia due to a thoracic spinal cord tumor (meningioma) that was not detected during lumbar spinal decompressive surgery. Thoracic mass was detected in level of T2-3 on magnetic resonance imaging (MRI). The patient was re-operated and the patient’s neurologic symptoms were partially relieved. Surgeons should know that a thoracic silent meningioma can aggrevate neurological symptoms after lumbar spinal decompression surgery and should inform their patient before surgery.Öğe Psoriatik artritli hastalarda anti-CCP düzeyi ile klinik aktivite ve yaşam kalitesi arasındaki ilişki(2011) Akçalı, Remziye; Uçar, Demet; Nas, Kemal; Bozkurt, Mehtap; Yardımeden, İbrahimAmaç: Psoriatik artrit (PsA); psoriasis ile ilişkili bir kronik inflamatuar eklem hastalığıdır. Bu çalışmada PsA’lı hastalarda Anti-siklik sitrülenmiş protein (anti-CCP) düzeyi ile klinik aktivite ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışmaya 42 PsA hastası çalışma grubu ve 38 sağlıklı birey kontrol grubu olarak alındı. Demografik ve klinik özellikler; yaş, cinsiyet, hastalık süresi, Eritrosit sedimantasyon hızı (ESH), C-reaktif protein (CRP), anti-CCP antikorları, RF ve vizual ağrı skalası (VAS) ile periferik eklem ağrısı değerlendirildi. Nottingham Sağlık Profili (NHP) ve Short Form-36 (SF-36) her iki grupta yaşam kalitesini değerlendirmek için kullanıldı. Bulgular: Gruplar arasındaki demografik özellikler farklı değildi. Anti-CCP antikor düzeyleri PsA hastalarında (56.3±73.0 Ünite) kontrol grubuyla (0.9±0.5 Ünite) karşılaştırıldığında anlamlı yüksek bulundu (p=0.01). Anti-CCP antikoru pozitif birey sayısı PsA’li hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksekti (%33.3 hastaya karşılık %0) (p<0.001). NHP’nin sosyal izolasyon, emosyonel durum ve ağrı subskorları PsA hastalarında kontrol grubundan anlamlı yüksekti (p<0.05). NHP’nin özellikle fiziksel komponentleri (yorgunluk, fiziksel fonksiyon ve uyku) PsA hastalarında istatistiksel olarak anlamlı değildi. Anti- CCP, ESH ve CRP düzeyleri ile NHP ve SF-36 skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptanmadı. Sonuç: Anti-CCP antikor pozitifliği PsA’li hastalarda anlamlı olarak yüksek bulunurken, anti- CCP titresi ile yaşam kalitesi ölçütleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Klin Deney Ar Derg 2011;2(2):187-91Öğe THE RISK OF DEPRESSION IN ELDERLY INDIVIDUALS, THE FACTORS WHICH RELATED TO DEPRESSION, THE EFFECT OF DEPRESSION TO FUNCTIONAL ACTIVITY AND QUALITY OF LIFE(2014) Delialiolu, Sibel Ünsal; Uçar, Demet; Onat, Şule ŞahinGiriş: Çalışmanın amacı yaşlı bireylerde artmış depresyon riski ve depresyonla ilişkili faktörleri belirlemek, depresyonun fonksiyonel aktivite ve yaşam kalitesine etkisini araştırmaktır.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 65 yaş ve üzerinde olan 160 yaşlı birey alındı. Mental durumun değerlendirilmesinde Standardize Mini Mental Test, depresyon riskini değerlendirmede Yesavage Geriatrik Depresyon Ölçeği, fonksiyonel durumu belirlemede Fonksiyonel Aktivite Skoruve yaşam kalitesini değerlendirmede SF 36 yaşam kalitesi ölçeği kullanıldı.Bulgular: Yaşlı katılımcıların 81'inde artmış depresyon riski bulunurken, 79'unda artmış depresyon riski bulunmamaktaydı. Artmış depresyon riski olan ve olmayan yaşlı bireyler arasında cinsiyet, medeni durum, sigara kullanımı açısından farklılık yoktu. Okuma yazma bilmeyen, kronikhastalık ve kullandığı ilaç sayısı fazla olan, diz osteoartriti olan, yardımcı cihaz kullanımı olan, kanda vitamin B12ve folik asit seviyeleri düşük olan yaşlı bireylerde artmış depresyon riskinin dahafazla olduğu görüldü. Depresyon riski olan yaşlı bireylerde tüm fonksiyonel aktivite skoru parametreleri depresyon riski olmayan yaşlı bireylerden daha düşük bulundu. SF-36 yaşam kalitesi ölçeğinin hem fiziksel ve hem de mental sağlık skorları da depresyon riski olan yaşlı bireylerde depresyon riski olmayan yaşlı bireylerden daha düşük bulundu. Yaşlı bireylerde depresyon gelişiminde yaşın, kötü fonksiyonel durumun risk faktörü olduğu gösterildi. Depresyon skorlarıyla fonksiyonel aktivite skorları, yaşam kalitesi skorları arasında lineer bir ilişki bulundu.Sonuç: Yaşlı bireylerde artmış depresyon riski ve ilişkili faktörler belirlendi. Yaşlı bireylerdedepresyon riskinin artması fonksiyonel durum ve yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedirÖğe Romatoid artritli hastalarda sensörinöral işitme kaybı(Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2011) Bozkurt, Mehtap; Gün, Ramazan; Gür, Ali; Uçar, Demet; Nas, KemalAmaç: Romatoid artrit (RA)’li hastalarda işitme kaybı oranını, tipini ve mevcut kaybın kontrol grubuna göre farklı olup olmadığını araştırmak. Gereç ve yöntem: Çalışmaya 50 RA hastası ve 34 sağlıklı kontrol grubu alındı. Her iki gruptakilere; 250-8.000 Hz frekanslar arasında pür tone odyometri, stapes refleksi ve Oto Akustik Emisyon testi yapıldı. Bulgular: Olguların yaş ortalaması RA’lı hastalarda 36,88 ± 8,81 yıl ve kontrol grubunda 35,58 ± 8,19 yıl olarak bulundu. Ortalama hastalık süresi RA’da 4,72 (0-21) yıl bulundu. RA’lı hastaların 10’ unda (%20) ve kontrol grubunun 3’ ünde (%8,8) işitme kaybı saptandı. İşitme kaybı açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p=0,139). Romatoid artritli hastalarda %14 ve kontrol grubundakilerde %8,8 olmak üzere her iki grupta da en sık sensörinöral tip işitme kaybı (SNİK) bulundu. Hastalık süresi 10 yıldan fazla olan yedi RA’lı hastanın 6’sında (%85.7) işitme kaybı mevcuttu. Sonuç: Romatoid artrit ve kontrol grubu arasında işitme kaybı açısından anlamlı fark bulunmadı. RA’lı hastalarda hastalık süresi uzadıkça işitme kaybı görülme oranı artmaktadır.Öğe Serum prolidase activity in benign joint hypermobility syndrome(BioMed Central Ltd., 2014) Em, Serda; Uçar, Demet; Oktayoǧlu, Pelin; Bozkurt, Mehtap; Çağlayan, Mehmet; Yıldız, İsmail; Evliyaoğlu, Osman; Nas, KemalBackground: Moderate joint laxity is widespread in many joints of he body, and this condition is considered to be caused by an abnormality in the collagen structure. This study was carried out to determine the serum prolidase activity in female patients with benign joint hypermobility syndrome (BJHS), and to evaluate its correlation with their clinical features. Methods. A total of 45 patients with BJHS and 40 healthy controls were included in the study. All of the patients with BJHS met the Beighton diagnostic criteria. All the patients and the control group underwent a comprehensive examination of the locomotor system and took the New York Posture Rating Test. The examination and test results were recorded. Serum prolidase activity was measured in both the groups. Results: Prolidase activity was significantly lower in patients with BJHS (479.52 ± 126.50) compared to the healthy controls (555.97 ± 128.77) (p = 0.007). We found no correlation between serum prolidase activity and Beighton scores or New York rating test scores. On the other hand, mean prolidase activity was significantly lower in patients with pes planus or hyperlordosis compared to those without (p = 0.05, p = 0.03, respectively). We did not find such a correlation with the other clinical features. Conclusions: Significantly lower prolidase activity in patients with BJHS suggests that prolidase may affect the collagen metabolism and cause hyperlaxity.Öğe Yaşlılarda diz osteoartriti tedavisinde egzersiz: Hasta eğitiminin verimliliğine etki eden faktörler(2013) Ünsal, Sibel Delialioğlu; Uçar, Demet; Onat, Şule ŞahinGirifl: Çal›flmam›z›n amac› diz osteoartritli (OA) yafll› hastalarda hasta e¤itiminin önemi, e¤i- timi etkileyen faktörler, hastalar›n egzersize uyumu ve egzersiz uygulamama nedenlerini araflt›r- makt›r. Gereç ve Yöntem: 482 diz OA'li hastan›n ilk de¤erlendirmelerinde hastal›klar› hakk›nda bil- gi verilerek, egzersizin faydalar› anlat›ld› ve hastaya uygun egzersiz program› oluflturuldu. Üçün- cü aydaki kontrollerinde farmakolojik tedavileri, egzersizlerini uygulay›p uygulamad›klar› ve uygu- lamama nedenleri sorguland›. ‹lk muayene ve kontrolde a¤r› düzeyleri Vizüel Analog Skalas›yla (VAS) ölçüldü. Bulgular: Hastalar›n %60,2'sinin egzersiz program›n› uygulamad›¤› saptand›. Bu hastalar›n okuma yazma oranlar› ve hekimle ayn› lisan› konuflma oranlar› egzersiz uygulayan gruptan anlam- l› flekilde düflük, yafl ortalamalar› ise yüksekti (p<0,005). Egzersiz uygulamama nedenleri en s›k eg- zersizi yorucu ve s›k›c› bulmalar›, etkinli¤ine inanmamalar› ve yafll›l›k olarak tespit edildi. Her iki grubun ilk de¤erlendirmedeki VAS ortalamalar› birbirine yak›nken egzersiz uygulayanlar›n kontrol VAS de¤erleri uygulamayanlara göre anlaml› flekilde düflük olarak bulundu. Sonuç: Diz OA'l› hastalar›n uygulanan tedaviler ve egzersizin önemi konusunda bilgilendiril- mesi tedavinin etkinli¤i aç›s›ndan önemlidir. Bu çal›flmada hastan›n e¤itim seviyesi, hastayla ayn› lisan› kullanmak, iflitme azl›¤› gibi iletiflimi etkileyen faktörlerin hastay› egzersiz uygulamaya ikna etmekte çok önemli parametreler oldu¤u ortaya ç›km›flt›r.