Yazar "Kaya, Savaş" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 4 / 4
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Intravenous repeated application of low dose $alpha$-galatosylceramide boosts IFN-$gamma$?production in BALB/c mice(2012) Kaya, Savaş[Abstract Not Available]Öğe Mide kanseri hastalarında survivin gen polimorfizmi araştırılması(Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2012) Yamak, Nesibe; Yaykaşlı, Kürşat Oğuz; Soğuktaş, Hatice; Yaykaşlı, Emine; Oktay, Murat; Erdem, Havva; Kaya, Ertuğrul; Ekinci, Aysun; Kaya, Savaş; Kurman, YenerAmaç: Dünya genelinde mide kanserinin insidansı düşmesine rağmen hala önemli bir sağlık problemidir. Türkiye’de ise yılda 30.000 yeni mide kanseri vakasıyla 2. en sık görülen kanserdir. Mide kanseri genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkan çok faktörlü karmaşık bir hastalıktır. Kanserli dokuda aşırı ifade edilen survivin, apoptozis inhibe edici proteinlerdendir. Bu çalışmada Survivin -31 G/C polimorfizmi ile mide kanseri arasındaki ilişki araştırıldı. Gereç ve yöntem: Çalışma Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Patoloji Laboratuvarına gelen mide kanseri tanısı konmuş 46 hasta ve sağlıklı bireylerin oluşturduğu 42 kişilik kontrol grubu ile gerçekleştirildi. Bu bireylerin genotipi Düzce Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Laboratuvarlarında PCR-RFLP yöntemiyle tayin edildi. Bulgular: Hasta grubunda, GG genotipi 16 (% 34,8), GC genotipi 21 (% 45,7) ve CC genotipi ise 9 (% 19,6) olguda saptandı. Kontrol grubunda ise, genotip dağılımı sırasıyla 13 (% 31), 26 (% 61,9) ve 3 (% 7,1) bulundu. Hasta ve kontrol grubu karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanamadı. Fakat CC genotipine sahip bireylerin mide kanserine yakalanma riskinin GG (OR=1,52) daha fazla risk oluşturduğu bulundu. Sonuç: Bu çalışma bildiğimiz kadarıyla Türk toplumunda mide kanseri ile Survivin -31G/C polimorfizmini araştıran ilk çalışmadır. Elde ettiğimiz sonuçlar hasta ve kontrol gruplarımızın temsil ettiği toplum kesitinde mide kanseri ile Survivin -31 G/C polimorfizmi arasında anlamlı bir ilişki olmadığını göstermekle birlikte CC genotipinin mide kanserine yatkınlık oluşturduğu düşünülebilir.Öğe Miyokard perfüzyon sintigrafisi, eforlu EKG ve koroner anjiografi sonuçlarının karşılaştırılması(Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2010) Dostbil, Zeki; Çil, Habib; Atılgan, Zuhal Arıtürk; Tekbaş, Ebru; Kaya, Buğra; Kaya, SavaşAmaç: Koroner arter hastalığı tüm dünyada en sık görülen mortalite ve morbidite sebeplerinden birisidir. Koroner arterlerdeki aterosklerotik darlığın kesin tanısında koroner anjiografi kullanılmaktadır. Bu çalışmada koroner arter hastalığı tanısında kullanılan eforlu EKG ve miyokard perfüzyon sintigrafi ve koroner anjiografi bulguları karşılaşrtırıldı. Gereç ve Yöntem: 101 hasta (47 erkek, 54 kadın; yaş ortalaması: 55 ± 10.95 yıl) çalışmaya alındı. Bu hastalara treadmill cihazıyla efor yaptırılarak 99m Tc-MIBI miyokard perfüzyon sintigrafisi çekildi. Bir ay içerisinde koroner anjiografi yapılan hastalar çalışmaya dahil edildi. Bulgular: Efor testi pozitif olan hastaların %55’i, şüpheli olanların %82’si ve negatif olanların ise %29’unda koroner anjiografide darlık tespit edilirken miyokard perfüzyon sintigrafisinde iskemi gözlenen hastaların %66’sında ve normal değerlendirilen hastaların %12’sinde darlık görüldü. Sonuç: Koroner arter darlığının tanı ve takibinde efor testi ve miyokard perfüzyon sintigrafisi gibi noninvaziv testler kullanılmaktadır. Bu testlerin sonuçları birlikte değerlendirildiğinde koroner arter darlığını göstermedeki doğrulukları artmaktadır.Öğe Serum cytokine profiles of children with obsessive-compulsive disorder shows the evidence of autoimmunity(Oxford University Press, 2016) Şimşek, Şeref; Yüksel, Tuǧba; Çim, Abdullah; Kaya, SavaşBackground: Previous reports have described an association between autoimmunity and primary obsessive compulsive disorder. This study aimed to investigate any differences in the levels of T helper 1, 2, and 17 effector cell cytokines between obsessive compulsive disorder patients and the control group. Methods: The study included 34 children (23 males, 11 females), aged between 7 and 17 years, with a diagnosis of obsessive compulsive disorder prior to receiving treatment. The control group consisted of age- and gender-matched children. Study participants were assessed using the Kiddie Schedule for Affective Disorders and Schizophrenia, Present and Lifetime version, Children's Yale Brown Obsession Compulsion Scale, and Children's Depression Inventory. Cytokine serum concentrations were measured using the BD Cytometric Bead Array Human Th1/Th2/Th17 Cytokine Kit. Results: Interleukin-17A, tumor necrosis factor-α, and interleukin-2 levels were significantly higher in obsessive compulsive disorder patients, However, there was no correlation between T helper 1 and 17 cytokine profiles in the obsessive compulsive disorder group. The duration and severity of obsessive compulsive disorder symptoms were not significantly associated with interleukin-17A, interferon-gamma-γ, interleukin-10, interleukin-6, interleukin-4, and interleukin-2 levels. Interestingly, a negative correlation was found between tumor necrosis factor-α levels and Clinical Global Impression scores. Conclusions: These findings suggest, in some cases, obsessive compulsive disorder may develop on a background of autoimmunity, and interleukin-2, tumor necrosis factor-α, and interleukin-17A may play a role in these autoimmune processes. Therefore, we believe it is important to investigate for obsessive compulsive disorder symptoms in patients with autoimmune disease and, conversely, autoimmune diseases in obsessive compulsive disorder patients.