Yazar "Doğan, Halil" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe 74 Year-old-man with pneumopericardium due to blunt chest trauma: Case report(Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2008) Orak, Murat; Üstündağ, Mehmet; Onat, Serdar; Doğan, Halil; Avcı, AlperPneumopericardium is the presence of air in the pericardial space. It may be seen in the context with severe blunt chest trauma. Usually, pneumopericardium is self-limiting and requiring no specific therapy. However, a continuous monitoring of the electrocardiography and the blood pressure is necessary at an intermediate care unit. We report a 74 year-old-man had been presented with Pneumopericardium, after a car striking. He had bilateral pneumohematothoraces, pneumomediastinum and bilateral multiple rib fractures. Pneumopericardium was diasappeared without surgical management like written in english literature. Frequent cardiac and vital signs monitoring and general support treatment were successful in our treatment.Öğe Acil serviste olanzapin zehirlenmelerinin klinik özellikleri: Üç yıllık tecrübemiz(2010) Güloğlu, Cahfer; Doğan, Halil; Altuncı, Yusuf Ali; Tamam, Yusuf; Orak, Murat; Üstündağ, MehmetAmaç: Dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlanmasından beri olanzapin zehirlenmesinin klinik özellikleri acil servis için önemli olmaya başlamıştır. Çalışmamızda olanzapin zehirlenmesi olan hastaları geriye dönük olarak araştırmayı amaçladık. Yöntem: Şubat 2004-Nisan 2007 tarihleri arasında acil servisimize olanzapin zehirlenmesi nedeniyle başvuran hastaların kayıtları arşivimizden geriye dönük olarak tarandı. Zehirlenmenin ciddiyetini belirle-mede Avrupa PSS skoru (The Poisoning Severity Score of the European Association of Poison Centers and Clini-cal Toxicologists: EAPCCT) kullanıldı. Bulgular: Çalışmamız olanzapin zehirlenmesi olan 15 hastayı içermekte-dir. Kadın/erkek oranı ikidir. Ortalama yaş 27.33±9.27 yıl (aralık: 17-48) ve hastaneye başvuru ile zehirlenme arasında geçen süre ortalama 3.96±2.38 saat (aralık: 1.5-10) idi. Alınan olanzapin miktarı 50-600 mg arasında değişmekteydi. Tek başına olanzapin alan dokuz hastanın dördünde (%44.4) PSS puanı düşük, dördünde (%44.4) orta ve birinde (11.2) yüksek bulundu. PSS puanı düşük olan grupta ortalama alınan olanzapin dozu 50-75 mg arasında değişirken, PSS puanı orta olan grupta alınan en düşük doz 140 mg idi. Sonuçta 13 hasta şifa ile taburcu edildi ve iki hasta öldü. Sonuç: Çalışmamızdaki bulgular göstermiştir ki, akut olanzapin zehirlenmesi görece iyi tolere edilmesine karşın, özellikle diğer ilaçlarla birlikte ve yüksek doz alımlarında yaşamı tehdit edebil-mektedir. Doz ile klinik özellikler ve prognoz arasında ilişki vardır.Öğe İzole künt göğüs travmalı hastalarda mortalite üzerinde etkili faktörler (Prospektif çalışma)(2017) Doğan, Halil; Güloğlu, Cahferİzole künt göğüs travması; künt travmanın göğüse lokalize olması ile oluşur. Bu ogular çoğunlukla göğüs'ın ezilme ve kot fraktürleri gibi orta derecede injürileridir. Ciddi göğüs travmaları genellikle multipıl travmalarla birliktedir. Genç hastalarda izole künt göğüs travmalarının mortalitesi % 0-5 iken, yaşlı hastalarda mortalite oranı % 10-15 arsındadır. Yapılan çalışmalarda hasta yaşının 60 ve üstünde olması, kot kırırığı sayısının 3 ve üstünde olması, yaralanma ağırlık skorunun 25 ve üstünde olması, eşlik eden diğer sistem yaralanması, yaralanma sonrası ilk iki saat içindeki cerrahi girişim, iki taraflı veya tek taraflı geniş akciğer kontüzyon, total veya iki taraflı pnömotoraks varlığı mortaliteyi etkileyen faktörler olarak saptanmıştır. Bu çalışmayı İzole künt göğüs travmalı hastalarda mortalite üzerinde etkili faktörleri saptamak için planladık. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisine Mayıs 2004 ile Ağustos 2007 arasında 211 izole künt göğüs travmalı hastaya ait veriler prospektif olarak analiz edildi ve ardışık olarak çalışmaya alındı. Tüm hastalar acil serviste görüldü. Hastalar sağ kalanlar (n=188) ve ölenler (n=23) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Sağ kalanlar Grup 1 ve ölenler Grup 2 olarak adlandırıldı. Gruplar arasında mortalite üzerine etkilerinin olabileceğini düşündüğümüz; cinsiyet, ileri yaş, travmanın oluş şekli, geç başvuru, hipotansiyon, başvuru anında derin anemi, arter kan gazında hipoksi varlığı, troponin I, CK, CK-MB, başvuru anındaki EKG verileri, PA AC grafisindeki patolojiler, başvuru anındaki GKS, RTS, İSS, TRSS, TTSS skorları, hastahanede kalış süreleri, yoğun bakımda tedavi alıp almadığı ve yapılan tedavileri araştırıldı. Çalışmaya alınan 211 hastanın 173 (% 80,8)` ü erkek, 38 (% 19,2)` sı kadındı. Çalışmaya alınan hastaların yaşları 2-80 yaşları arasında idi. Çalışmaya dahil edilen 211 hastanın 188 (% 89,1)'i grup 1, 23 (% 10,9)'ü grup 2 idi. Genel mortalite oranımız % 10,9 idi. . Ünivariete istatistiksel analizler neticesinde; GKS'sı (P<0,0001), düşük GKS'sı (P<0,0001), hipotansiyon varlığı (P<0,0001), hematokrit düşüklüğü (P<0,005), ISS (P<0,001), RTS (P<0,0001), TRISS (P<0,0001), TTSS (P<0,0001), yüksek ISS (P<0,0001), troponin (P<0,0001), CK-MB (P<0,0001), PA-AC grafisinde patoloji olması (P<0,002), hemotoraks (P<0,005), akciğer kontüzyonu (P<0,003), kot kırığı mevcudiyeti (P<0,021), EKG` nin normal olmaması (P<0,0001), sinüs taşikardisi (P<0,0001), EKG' de ST-depresyonu (P<0,001), EKG' de T negatifliğinin olması (p<0,0001), hastanın yoğun bakımda kalması (P<0,0001), tüp torakostomi uygulanmış olması (P<0,05), arter kan gazında hipoksi olması (P<0,0001), hastanede kalış süresi (P<0,002), ve juguler venöz dolgunluğun olmasının (P<0,0001), mortalite üzerinde anlamlı etkisini tespit ettik. Multivarite analiz sonucunda; GKS (odds ratio, OR=4,77, %95 confidens inteval,CI=1,072-3,627, p=0,029), hipotansiyon (OR=5,34, CI=0,011-0,691, p=0,021), İSS (OR=4,74, CI=1,024-1,542, p=0,029), yüksek İSS (OR=4,32, CI=1,233-1179,852, p=0,038), hematokrit düşüklüğü (OR=4,11, CI=1,008-1,549, p=0,043), ve CM-MB (OR=6,37, CI=0,972-0,996, p=0,012) mortaliteyi etkileyen en önemli bağımsız değişkenler olarak bulundu.Öğe Ölümle sonuçlanan postpartum nöroleptik malign sendrom olgusu(2006) Doğan, Halil; Güloğlu, Cahfer; Üstündağ, Mehmet; Uysal, Emin; Orak, MuratNöroleptik malign sendrom antipsikotik ilaçların kullanımına bağlı olarak gelişen ciddi bir yan etkidir. Etyopatogenezinde hipotalamus ve bazal gangliyonlarda akut dopaminerjik blokaj olduğu ileri sürülmektedir. Sıklıkla klasik antipsikotik ilaçlara bağlı olarak %0.02-2.44 gibi değişken oranlarda görüldüğü rapor edilmiştir. Hastalarda musküler rijidite ve yüksek ateş (42°C'ye varabilen) ön plandadır. Disfaji, tremor, idrar ve gaita inkontinansı, konfüzyondan komaya kadar uzanan bilinç değişiklikleri, mutizm, taşikardi, oynak kan basıncı, lökositoz ve kas yıkımının bir göstergesi olarak artmış kreatinin fosfakinaz düzeyleri klinik tablonun diğer unsurlarıdır. Bu yazıda postpartum dönemde nöroleptik malign sendrom gelişen ve ölümle sonuçlanan bir olguyu, literatür ışığı altında irdelemeyi amaçladık.Öğe Santral venöz kateter takılan hastalarda komplikasyon gelişimi üzerinde etkili faktörler(2006) Güloğlu, Cahfer; Aldemir, Mustafa; Doğan, Halil; Orak, Murat; Üstündağ, MehmetGiriş: Santral venöz kateter (SVK) takılan hastalarda komplikasyon gelişimi üzerinde etkili faktörleri önceden bilmek ve bu bilgi doğrultusunda girişimde bulunmak komplikasyonları en aza indirmek için önemlidir. Çalışmamızda SVK takılan hastalarda komplikasyon gelişimi üzerinde etkili faktörleri araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Haziran 2005 ile Mayıs 2006 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Hastanesi Acil Servisinde SVK takılan 325 hasta (179 erkek (%55.1), 146 kadın (%44.9)) çalışmaya alındı. Hastanın yaşı, cinsiyeti, SVK takılma nedeni, kullanılan kateter çapı, kateter takmak için kullanılan lokalizasyon, ilk tercih edilen lokalizasyon, yapılan girişim sayısı, girişimin yapıldığı saat, girişimi yapan doktorun kıdeminin komplikasyon gelişimi üzerine olan etkileri araştırıldı. İstatistiksel değerlendirmede, kategorik değişkenler için Ki-kare testi (%2), sürekli değişkenler için t testi kullanıldı. Bulgular: Santral venöz kateter takılan 325 hastanın 39'unda (%12) komplikasyon gelişti. Komplikasyon gelişimi ile hastanın yaşı, cinsiyeti, SVK takılma nedeni, kullanılan kateter çapı, kateter takmak için kullanılan lokalizasyon, girişimin yapıldığı saat ve girişimi yapan doktorun kıdemi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0.05). İlk infraklavikular yol tercih edilen hastaların (%42.6) komplikasyon gelişim oranı (p=0.036) ve kateter takma girişimi üç ve daha fazla olan hastaların (%26.5) komplikasyon gelişim oranı istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0.000). Sonuç: Santral venöz kateter takarken ilk infraklavikular girişimin tercih edilmesi ve üç ya da daha fazla girişimde bulunulması komplikasyon gelişimi üzerine etkili faktörlerdir