Yazar "Al, Behçet" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 12 / 12
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Alev ve haşlanma yanıklarında mortalitede etkili faktörler: 816 hastada deneyimlerimiz(2009) Yıldırım, Cuma; Çoban, Sacit; Güloğlu, Cahfer; Aldemir, Mustafa; Al, BehçetAMAÇ Diyarbakır bölgesinde meydana gelen alev ve haşlanma yanıklarında mortalite üzerine etkili olan faktörler araştırıldı. GEREÇ VE YÖNTEM Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Kliniği?ne Ocak 2001 ile Mayıs 2005 yılları arasında haşlanma ve alev yanıkları nedeni başvuran 816 hastanın verileri geriye dönük olarak incelendi. Hastalar yaşayanlar ve ölenler olmak üzere iki gruba ayrıldı. Hastalarda cinsiyet, yaş, yanma şekilleri, yanık dereceleri ve yanık yüzdeleri, yanık bölgeleri, başvuru süreleri, yatış süreleri, gelişen komplikasyonlar ve yapılan girişimler değerlendirildi. BULGULAR Başvuran hastaların %43,5?i kadın, %57,5?i erkek idi; 658 hasta altı yaşın altındaydı. Yanıkların %70,5?i ihmal sonucu meydana gelmişti. Yanıkların %76,5?i haşlanma, %23,5?i de aleve bağlı meydana gelmişti. Ölen hastaların 39?u on yaşın altında idi. Tüm hastalarda yaş ortalaması 9,32 idi. Tüm hastaların ortalama yatış süresi 10,37 gün idi. En sık gelişen komplikasyon yara enfeksiyonu idi. Genel olarak mortalite oranı %6,1 idi. SONUÇ On beş günden uzun yatan hastalarda (p=0,030), intihar nedeni ile yananlarda (p=0,002), yanık yerine tedavi niyeti ile ayakkabı boyasını kullananlarda (p=0,000), >%40 ikinci derece yanığı olanlarda (p=0,000), >%20 üçüncü derece yanığı olanlarda (p=0,000), akut solunum yetersizliği gelişenlerde, kompartman sendromun gelişenlerde, hipoalbünemi ve sepsis gelişenlerde (p=0,000) mortalite daha yüksekti.Öğe Alev ve haşlanma yanıklı hastalarda mortalitede etkili faktörler (Retrospektif çalışma)(2017) Al, Behçet; Aldemir, MustafaDünyada her yıl milyonlarca milyon insan yanıktan etkilenmektedir. Bunların yarısını çocuklar oluşturmaktadır ve dörtte biri ağır yanık vakalarıdır. Bunun için yanık hastalarını ciddi bir travma hastası olarak değerlendirip tedavi etmek gerekmektedir Her insan hayatı boyunca birçok kez küçük sıcak yaralanması ile karşı karşıya kalabilmektedir. Daha seyrek olarak ta hayatını tehdit edecek kadar büyük sıcak yaralanmalarına maruz kalmaktadır. Birçok yanık şekli olmakla birlikte, en sık haşlanma ve alev yanıklarına rastlanmaktadır. Bu çalışmayı, bölgemizde yanıklı hastalarda mortalite üzerine etkili olan faktörleri tespit etmek amacıyla planladık. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Kliniği'ne Ocak 2000 ile Mayıs 2005 yılları arasında haşlanma ve alev yanıkları nedeni başvuran 816 hastanın verileri geriye dönük olarak incelendi. Tüm hastaların ilk tedavileri yapıldıktan sonra ayakta veya yanık ünitesine yatırılarak tedavileri tamamlandı. Bu çalışmada hastalar yaşayanlar (grup 1) ve ölenler (grup 2) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Mortalitede etkili olabileceğini düşündüğümüz; cinsiyet, küçük yaş (0-6 ve 0-10 yaş), ileri yaş, yanma şekilleri, öz kıyım, yanık dereceleri ve yanık yüzdeleri, bilinçsiz tedaviler, akut solunum yetmezliği, akut akciğer yetmezliği, sepsis, yara enfeksiyonu, kompartman sendromu, hipoalbunemi, uzun süren yatışlar, yapılan cerrahi müdahaleler, yanık bölgeleri, hastaneye geç başvuru değerleri analiz edildi. Çalışmaya dâhil edilen hastaların %93.9 (n=766)'u yaşadı (grup 1), %6.1 (n=50)'i öldü (grup 2). Hastaların %43.5 (n=347)'i kadın, %57.5 (n=469)' erkek idi. 658 hasta (%80.6) 6 yaşın altındaydı. Yaş ortalaması 9.32 idi. Univariete istatistiksel analizler neticesinde; Alev ve haşlanma yanıklarının olması (p=0.032 ), 15 günden uzun süren yatış süreleri (p=0.030 ), suisit nedenli meydana gelen yanıklar (p=0.002 ), yanık yerine tedavi niyeti ile ayakkabı boyasının sürülmesi (p=0.000 ), > %40 ikinci derece yanıkların gelişmesi (p= 0.000), >%20 üçüncü derece yanıkların gelişmesi (p=0.000 ), yanık yarasının enfekte duruma gelmesi (p= 0.000), akut solunum yetmezliğinin gelişmesi (p= 0.000), akut akciğer yetmezliğinin gelişmesi (p= 0.000), kompartman sendromun gelişmesi (p= 0.000), hipoalbunemi gelişmesi (p= 0.002), sepsis gelişmesi (p= 0.000), izole baş-boyun (p= 0.001) ve izole alt ekstemite ile genital bölge yanıklarının beraber olması (p= 0.000) mortalite üzerinde önemli etkiler yaptıkları tespit edildi.Öğe Clinical importance of ultrasonographic pelvic fluid in pediatric patients with blunt abdominal trauma(2010) Orak, Murat; Güloğlu, Cahfer; Üstündağ, Mehmet; Erdoğan, Mehmet Özgür; Al, Behçet; Gökdemir, Mehmet TahirAMAÇ Bu çalışmada, pediyatrik künt batın travmalı hastalarda organ hasarının bir göstergesi olarak ultrasonografiyle saptanan pelvik sıvı varlığının önemi değerlendirildi. GEREÇ VE YÖNTEM Ocak 2008 ve Aralık 2008 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisine künt karın travması ile başvuran ardışık 85 pediyatrik hastanın kayıtları geriye doğru değerlendirildi. Hasta yaşı, cinsiyeti, yaralanma mekanizması, izole yaralanmalar, cerrahi girişimler, hastaneye yatış ve mortalite mayi yerleşimine göre değerlendirildi. BULGULAR Künt karın travması olan toplam 85 pediyatrik hasta (63 erkek, 22 kız; ortalama yaş 7,88±3,403 yıl) bu çalışmaya dahil edildi. Hastaların %40?ında intraperitoneal sıvı, %60?ında pelvik sıvı vardı. Hastaların çoğu (%35,3) yüksekten düşme nedeni ile başvurmuşlardı. Yaralanma mekanizması ile sıvı varlığı ve sıvı yerleşimi arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değil idi (p>0,05). Yirmi dokuz hastada solid organ yaralanması vardı. İntraperitoneal sıvıyi en çok arttıran dalak yaralanması idi (p<0,001). Hastaların %15,3?üne laparotomi yapıldı (bunların tümünde intraperitoneal sıvı vardı) %44,7 hasta kan transfüzyonuna ihtiyaç duydu. İntraperitonal sıvı varlığı laparotomi olasılığını ve kan transfüzyon ihtiyacını istatistiksel olarak artırmıştı (p<0,001). Mortalite oranı %4,8 idi. SONUÇ Ultrasonografi incelemesinde pelvik sıvı varlığında solid organ yaralanma olasılığı daha düşük iken, pelvis dışı intraperitoneal sıvı varlığında solid organ yaralanma olasılığı daha yüksektir.Öğe Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde haşlanma ve alev yanıklarının epidemiyolojik özellikleri(2005) Al, Behçet; Güllü, M. Nezir; Kara, İsmail Hamdi; Okur, Hanefi; Aldemir, Mustafa; Öztürk, HülyaAmaç: Dünyada her yıl 2,5 milyon insan yanıktan etkilenmektedir. Bunların yarısını çocuklar oluşturmaktadır ve dörtte biri ağır yanık vakalarıdır. Bunun için yanık hastalarını ciddi bir travma hastası olarak değerlendirip tedavi etmek gerekmektedir. Bu çalışmayı yanık olgularının sosyodemogralîk verilerini tespit etmek ve yanıklı hastalarda morbidite ve mortalite üzerine etkili faktörleri tespit etmek için planladık. Gereç ve Yöntem: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi ve Yanık Ünitesinde 2001-2004 yılları arasında ayaktan veya yatırılarak tedavi edilen 739 hastanın kayıtları geriye dönük incelendi. Hastaların yaşı, cinsi, toplam yatış süresi, yanık derecesi ve yüzdesi, yanma şekli ve nedenleri, yanık bölgeleri, yapılan müdahaleler, gelişen komplikasyonlar araştırıldı. Bulgular: Toplam 739 hastanın 317 (%42,9)'si kadın,422 (%57,1) sierkekidi.Olguların 554 (%75)' ünü on yaş altı çocuklar, 35 (%4,7)' ini 40 yaş ve üstü hastalar oluşturuyordu. Yanıkların 563 (%76,2)' ü haşlanma, 175 (% 23.6)' i aleve bağlı gelişmişti. 673 (%91.1) hastanın ikinci derece, 9 (%1.2) hastanın üçüncü derece, 57 (%7.7) hastanın da hem ikinci hem de üçüncü derece yanığı vardı. Vakaların 187 (%25.3)' si kaza, 545 (%73.6)' i ebeveyn ihmali, 4 (%0.5)' ü cana kıyma amaçlı, 3 (%0.4)' ü epileptik nöbet sırasında ateşe düşmesi sonucu yanık olayı meydana gelmişti. Hastaların büyük kısmı (n=610, %74.7) 10 gün ve daha fazla yatırılmıştı. Küçük yaşlarda haşlanma yanıkları, büyüklerde alev yanıkları çoğunlukta idi. Yaş küçüldükçe mortalite ve morbidite oranları artmaktadır (p=0.002). Mortal seyreden 46 hastanın 35 (%76)' ini, 91 sepsisli hastanın 75 (%82)' ini on yaş altı çocuklar oluşturuyordu. Sonuç: Herhangi bir sağlık kuruluşuna danışmadan aileler tarafından yapılan bilinçsiz tedavi, geç başvuru, tedavi bitmeden kendi istekleri ile hastaneyi terk, hasta yaşının küçük olması, yanık yüzdesinin ve derecesinin yüksek olması mortaliteyi, morbiditeyi ve yatış süresini en çok etkileyen faktörler olarak tespit edildi.Öğe Elektrik çarpması sonucu acil servise başvuran hastaların epidemiyolojik özellikleri(2006) Kara, İsmail Hamdi; Girgin, Sadullah; Al, Behçet; Aldemir, Mustafa; Güloğlu, CahferAMAÇ: Bu çalışma, elektrik çarpmalarının epidemiyolojik özelliklerini belirlemek, mortalite ve morbiditeye etkili olan faktörleri saptamak için planlandı. GEREÇ-YÖNTEM: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Kliniğine Ocak 2003-Nisan 2004 tarihleri arasında elektrik çarpması şikayetiyle başvuran 165 hasta (126 erkek; 39 kadın; ort. yaş 21.1; dağılım 2.5-62) yaş, cinsiyet, elektik kaynağı ve gücü, yanık derecesi ve yüzdesi, oluşan komplikasyonlar, yapılan müdahaleler, eğitim durumu ve meslekleri bakımından değerlendirildi. BULGULAR: Hastaların, 60’ı (%36.4) 12 yaşın altında, 95’i (%57.6) genç ve erişkin yaşta ve 10’u (%6) ileri yaşta idi. Yirmi dokuz (%17.6) hasta okuryazar değil, 36’sı (%21.8) okuryazar ve 97’si (%58,8) halen eğitim görmekte idi. Yanıkların 99’u (%60) kaza, 66’sı (%40) ise dikkatsizlik ve ihmal sonucu oluşmuştu. Hastaların 69’u (%41.8) yüksek, 96’sı (%58.2) düşük voltaja maruz kalmıştı. On altı hastada birinci derece, 96 hastada ikinci derece ve 86 hastada üçüncü derece yanık meydana gelmişti. En sık görülen komplikasyonlar, ekstremitelerde kontraktür (%10.9) ve kompartman sendromu (%3.6) idi. Hastaların 10’una eskarotomi, 16’sına fasyotomi, 9’una amputasyon uygulanmıştı. Mortalite oranı %9.1 (n=15) idi ve bu olguların %80’i yüksek elektrik voltajına maruz kalmıştı. Gözlenen komplikasyonlar ile mortalite arasında pozitif bir korelasyon saptandı (p<0.001). SONUÇ: Elektrik sistemlerinin doğru kullanımı ile ilgili toplumsal eğitimin verilmesi, ev içi ve ev dışı elektrik hatlarının gizli döşenmesi gibi basit önlemlerin alınması ile kazalar en aza indirilebilecektir.Öğe EPIDEMIOLOGICAL CHARACTERISTICS OF GERIATRIC PATIENTS IN EMERGENCY DEPARTMENTS: RESULTS OF A MULTICENTER STUDY(2015) Avcil, Mücahit; Bayramolu, Atıf; Durgun, Hasan Mansur; Al, Behçet; Yavuz, Yücel; Serinken, Mustafa; Yavafii, ÖzcanGirifl: Beklenen yaflam süresinin uzamasının sonucu olarak yafllı popülasyondaki artıfl, bu yaflgrubu için daha sık sağlık bakımı verilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu çalıflmada acil servise baflvuran 65 yafl ve üzeri hastaların genel özelliklerini, baflvuru nedenlerini, acil servis ve hastane ziyaretlerinin sonuçlarının saptanması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çok merkezli, prospektif, gözlemsel çalıflma Türkiye'de 13 hastaneninacil servislerinde bir hafta süre ile gerçekleflti. Çalıflma süresi içinde akut tıbbi veya cerrahi sorunlar ile acil servise baflvuran 65 yafl ve üstü hastalar çalıflmaya dahil edildi. Altmıfl befl yafl altı ve/veya travma nedenli baflvurular ise çalıflma kapsamına alınmadı.Bulgular: Ortalama yaflı 74.8±7.3 yıl olan toplam 1299 hasta çalıflmaya dahil edildi. Bu hastalardan %51.9'u (n=674) 65-74 yafl grubundaydı, %67.5'u (n=877) hastaneden taburcu edildive %5.8'i (n=75) yatıfl süreci içinde öldü. Acil serviste en sık konulan tanılar kardiyovasküler, gastrointestinal ve solunum hastalıklarıydı. Hastaneden taburcu olan ve hastane yatıflı sırasında ölenhasta grupları kıyaslandığında yafl açısından istatistiksel olarak anlamlı fark varken (p=0.001), cinsiyet dağılımı (p=0.259), hastane yatıfl süresi (p=0.259) ve yoğun bakım ünitesi yatıfl süresi(p=0.055) açısından fark tespit edilmedi. Sonuç: Yafllı nüfusunun ve genel nüfusa oranının artıflı ile birlikte yafllı hastaların acil servisbaflvuru sayısı artıyor ve gelecekte daha da artacaktır. Bu çalıflma, çalıflma merkezlerine baflvuranyafllı hastaların demografik özelliklerini ve klinik seyirlerinin sonuçlarını ortaya koymaktadır.Öğe Epidemiological, clinical characteristics and outcome of scorpion envenomation in Batman, Turkey: A analysis of 12O cases(2009) Üstündağ, Mehmet; Al, Behçet; Orak, Murat; Söğüt, Özgür; Yılmaz, Demet Arı; Bozkurt, SelimAMAÇ: Akrep sokması Batman ve çevresinde yaygındır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’nin güneydoğusunda Batman’daki akrep sokmalarının durumlarını ve klinik etkilerini tanımlamaktır. Materyal ve metot: Mart 2007’den ve Ekim 2007’ye kadar Batman Devlet Hastanesi acil servisine olan başvurulardan akrep sokması olan 120 hasta ileriye dönük olarak derlendi. Aşağıdaki bilgiler ileriye dönük olarak kayıt edildi: Demografik, akrep sokmansın durumu, sokma bölgesi, lokal ve sistemik etkiler, vital bulgular, tıbbi özgeçmiş ve şok varlığı. BULGULAR: Çalışmaya yaş ortalması 33,6 ±15,1 olan 120 hasta (75 kadın ve 45 erkek) dâhil edildi. Akrep sokmaların çoğunluğu (%36,7) 0600 ve 1200 saatleri arasında meydana geldi. Sokmaların %61,7’si evin içinde meydana geldi. Vakaların %41,6’sı elbise giyerken sokuldu. Akrepler tarafından en çok sokulan bölge el parmakları idi. Vakalarda en çok meydana gelen semptom ani localize ağrı (%97,5) idi ve 70 hastada (%58,3) ağrı şiddetli idi. Diğer local etkiler kızarıklık (%65), duyarlılık (%40), uyuşma (%51,7) ve ödem (%25,8) idi. En yaygın minor etkiler hastaların %16,7’sinde meydana gelen terleme idi. Hiçbir hastada, major sistemik zehirlenmeye bağlı kardiyak fonksiyon bozukluğu, miyokard hasarı ve ölüm tespit edilmedi. SONUÇ: Batman ve çevresindeki bölgede oluşan akrep sokmaları ciddi veya hayatı tehdit edici etkilere neden olmamaktadır. Akrep sokmaların çoğu ev içinde ve gündüzde meydana geldi. Vücudun en çok sokulan bölgesi el parmakları idi. Kadınlar erkeklere göre daha çok akrepler tarafından sokuldu.Öğe Factors effecting mortality in patients with gunshot injuries(2009) Eriş, Savaş; Güloğlu, Cahfer; Orak, Murat; Aldemir, Mustafa; Al, BehçetAmaç: Bu çalışmada birden fazla organda silah yaralanmasına maruz kalan hastalarda mortalitede etkili faktörleri tespit etmeyi amaçladık.Metot: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Kliniğine Ocak 2000 ile Aralık 2004 arasında ASY nedeniyle başvuran 714 hastanın kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Sağ kalanlar ve ölenler arasında mortalite üzerine etkisi olabileceğini düşündüğümüz; ileri yaş, cinsiyet, öz kıyım amaçlı olması, uzun namlulu silahla yaralanma, saçma atan silahlarla yaralanma, yakın atış, gecikmiş başvuru zamanı, başvuruda derin anemi ve şok varlığı, ateşli silah giriş sayısı ?4 olması, yaralanma bölgeleri, ciddi kafa, toraks ve batın yaralanmasının olması, ekstremite vasküler yaralanması, multiple kan transfüzyonu yapılması, GKS, RTS ve PATİ değerleri analiz edildi.Bulgular: Ünivariete istatistiksel analizler neticesinde; öz kıyım amaçlı yaralanma (p=0.001), başvuruda derin anemi (p=0.001) ve şok varlığı (p=0.001), ciddi kafa yalanması (p=0.001), ciddi toraks yaralanması (p=0.001) ve ciddi batın yaralanmasının olması (p=0.001), femoral arter yaralanması (p=0.001), multiple kan transfüzyonu (p=0.009), GKS'nın 0-7 ve 8-12 olması (p=0.001) ve düşük RTS skoru (p=0.001)'nun mortalite üzerinde anlamlı etkisinin olduğunu tespit ettik.Sonuç: Multivarite analiz sonucunda; başvuruda derin anemi varlığı, ciddi kafa travması varlığı, ciddi batın travması olması ve düşük RTS skoru mortaliteyi etkileyen en önemli bağımsız değişkenler olarak bulundu (p<0.05).Öğe Snakebites in adults from the Diyarbakır region in southeast Turkey(2010) Aldemir, Murat; Orak, Murat; Güloğlu, Cahfer; Al, BehçetAMAÇ Yılan zehiri ile zehirlenme hızlı tedavi gerektiren bir tıbbi acil durumdur. Türkiye?deki zehirli yılan sokmaları kısmi doku hasarı ve sistemik semptomlara neden olabilmektedir. Vipera ammodytes türü Türkiye?nin güneydoğusunda en zehirli olanıdır. GEREÇ VE YÖNTEM 2003 ve 2005 yılları arasında acil servisimize başvuran 79 V. ammodytes yılan sokması olgularının demografik, epidemiyolojik karakterleri, klinik belirti ve bulguları, laboratuvar bulguları, tedavileri ve sonuçları prospektif olarak incelendi, analiz edildi. BULGULAR En yaygın belirti ve bulgular diş izleri (%100), ağrı (%100), şişkinlik (%83,54), ekimoz (%92,40), taşikardi (%24,05), baş dönmesi ve bayılma (%14,52), ateş (%18,98), bölgesel lenf nodu büyümesi (%43,03), bulantı (%70,89), hipotansiyon (%21,52), kusma (%36,71) ve dispne (%3,22) idi. Ana komplikasyonlar tromboflebit, hareket kısıtlığı, lokal hemorajik bül oluşumu, cilt kanaması, rabdomiyoliz, duyu azalması, akut böbrek yetersizliği, doku kaybı ile beraber nekrozis, parmak amputasyonu, karpal tunel sendromu ve kompartman sendromu idi. SONUÇ Bir V. ammodytes ısırığı acil hastane bakımı gerektiren ciddi bir durumdur. Olguların çoğu konservatif yöntemlerle başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Serimizde ölüm meydana gelmemiştir.Öğe Tandir burns in and around Diyarbakır, Turkey(2010) Al, Behçet; Çoban, Sacid; Güloğlu, CahferAMAÇ Tandır, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, içinde ekmek pişirmek için kullanılan bir fırının adıdır. Tandır yanığı, öncelikle kadın ve küçük çocukların içine düşüp acı veren geniş ve derin yanıkların oluştuğu özel bir yanık çeşididir. Bu çalışmadaki amaç, Diyarbakır çevresinde meydana gelen tandır yanıklarını değerlendirmektir. GEREÇ VE YÖNTEM Mayıs 2003 ve Şubat 2006 tarihleri arasında yanık ünitesinde tedavi edilen, tandır yanığı olan 21 hastanın kayıtları incelendi. Tandır yanıklı hastalar tüm yanıkların %2,14’ünü oluşturuyordu. Yaş ortalaması 10,7 yıl idi (dağılım, 1-47 yıl). Hastaların %71,43’ü kadın idi ve %61,90’ı altı yaşın altında idi. Ortalama yanık yüzey alanı (TBSA) %22,33 idi (dağılım, 8-75); hastaların %71,43’ünde üçüncü derece yanıklar vardı. BULGULAR Üç hastaya ekstremite amputasyonu yapıldı. Hastaların 8’ine fasiyotomi, 16’sına eskar eksizyonu yapıldı; beş hastaya da parsiyel kalınlıkta deri grefti konuldu. Ortalama yatış süresi 16,90 gün idi (dağılım, 5-34 gün). Hastaların beşi (%23,81) hayatını kaybetti. SONUÇ Tandır yanığı yüksek morbidite ve mortalitesi olan ciddi bir yanık çeşididir.Öğe Türkiye’nin Güneydoğusunda, Şanlıurfa ve Çevresinde Özkıyım Girişimlerinin Değerlendirilmesi(2011) Üstündağ, Mehmet; Al, Behçet; Orak, Murat; Sayhan, Mustafa Burak; Kaya, Halil; Söğüt, Özgür; Gökdemir, Mehmet TahirAmaç: Özkıyım özellikle gençlerde trafik kazalarından sonra önde gelen ölüm nedenlerinden biridir. Bu çalışmada, şehrimizde (Şanlıurfa ili, Türkiye) meydana gelen özkıyımların sıklığının, ölüm oranlarının ve sosyodemografik özelliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada 01 Haziran 2008-31 Mayıs 2009 tarihleri arasında acil servise özkıyım nedeniyle başvuran olgular geriye dönük olarak araştırıldı. Olguların sosyodemografik özelliklerine, özkıyım girişim yöntemlerine ve nedenlerine ait bilgiler tıbbi dosya kayıtlarının incelenmesiyle elde edildi. Bulgular: Çalışma süresince acil servisimize başvuran 53.678 hasta içinde 499 (%0.9)’unun özkıyım nedeniyle başvurduğu kayıtlardan tespit edildi. Olguların 417 (%83.7)’si kadın, 82 (%16.3)’si erkek idi. Özkıyımlar 20-28 yaş grubunda artış göstermişti (%60.4). Özkıyım yöntemi olarak olguların %96.9 (n=484)’u aşırı ilaç alımı veya toksik madde alımı ve %3.1 (n=15)’i ise ateşli silahla, delicikesici alet ile, yüksekten atlayarak veya kendini asarak özkıyıma teşebbüs etmişlerdi. İlaçlarla olan intihar girişiminde en çok (%45.9) tercih edilen ajan antienfl amatuarlar idi. Ölüm oranı tüm olgularda (%3.8) (n=19) idi ve ölen olguların (%68.4) (n=13)’ü erkekti. Ölümlerin çoğu organik fosfor alınımına (%47.3) (n=9) bağlı gelişti. Sonuç: Çalışmamızda özkıyım girişimlerinin bölgemiz için toplumsal bir sorun olduğu ve 20-28 yaş grubu üretken nüfusta ve kadınlarda daha sık görüldüğü saptanmıştır. Buna karşın erkeklerde ölümle sonuçlanan özkıyım oranlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. (JAEM 2011; 10: 8-13)Öğe Üst solunum yolu obstruksiyonu, burun kanaması ve kronik aneminin nadir bir sebebi olarak sülük: İki olguluk deneyimimiz(2004) Özhasenekler, Ayhan; Al, Behçet; Aldemir, Mustafa; Güloğlu, Cahfer; Güllü, NezirÜst hava yollarının yabancı cisimlerle obstruksiyonu, daha çok 1-6 yaşlarındaki çocuklarda görülen ve sık karşılaşılan bir durumdur. Sülük insanlar için bir endoparazittir ve ölümcül komplikasyonlara sebep olabilir. Bu makalede, sülüğe bağlı üst solunum yolu obstruksiyonu gelişen bir olgu ile, aralıklı burun kanaması ve derin anemiye neden olan diğer olguyu literatür ışığı altında irdeledik. Özellikle kırsal kesimlerde sülük ile temasta olan hastalarda, bu endoparazitin derin anemi ve üst solunum yolu obstruksiyonu gibi ciddi komplikasyonlardan dolayı, yüksek mortalite ve morbiditeye neden olabileceği her zaman akılda tutulmalıdır.