Yazar "Şahin, İbrahim Halil" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Bruselloz hastalarının D vitamini, ferritin, folik asit ve biyokimyasal düzeylerinin değerlendirilmesi(Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2023) Sabancılar, İlhan; Şahin, İbrahim Halil; Mermutluoğlu, Çiğdem; Temiz, HakanAmaç: Bruselloz, bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı olmakla birlikte diğer enfeksiyon türlerine benzer semptomlar göstermektedir. Bruselloz bir enfeksiyon hastalığı olması nedeniyle, C-reaktif protein (CRP) ve Ferritin gibi akut faz reaktanları değerlerini yükseltmektedir. Çalışmamızda Bruselloz tanısı konmuş hastalarda D vitamini, Ferritin, Folik Asit, Alanin aminotransferaz (ALT), Aspartat aminotransferaz (AST) ve Gama Glutamil Transferaz (GGT) düzeylerinin klinik açıdan öneminin belirlenmesi amaçlandı. Yöntemler: Çalışmaya, Dicle Üniversitesi Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları kliniği ve polikliniğine başvurmuş, Bruselloz tanısı konmuş 50 hasta (vaka grubu) ile 25 sağlıklı kişi (kontrol grubu) yaşları 18 yaşından büyük ve cinsiyetleri benzer kişiler dahil edildi. Kontrol grubuna dahil edilme kriterleri, herhangi bir kronik hastalık olmaması, sigara alkol ve madde bağımlılığı olmamasıdır. Brucella Coombs Testi’nde titrenin 1/320 ve üzerinde bulunması Bruselloz açısından pozitif olarak değerlendirildi. Hasta ve kontrol gruplarında D vitamini, ferritin, folik asit, immüno kemilüminesans yöntemi ile Roche Cobas E 601 cihazı (Roche Diagnostics, ABD); CRP, ALT, AST ve GGT düzeyleri ise spektrofotometrik yöntem ile Beckman Coulter DxC 700 AU (Beckman Coulter, ABD) cihazıyla çalışıldı. Çalışma öncesinde Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurul İzni alındı. Bulgular: Bruselloz hastaların 26’sı (%52) kadın, 24’ü (%48) erkek olup; kontrol grubunun ise 12’si (%48) kadın, 13’ü(%52) erkekten oluşmaktadır. Aglütinasyon gözlenen örnekler pozitif, gözlenmeyenler ise negatif kabul edildi. D vitamini seviyesi kontrol grubunda, hasta grubuna göre anlamlı düzeyde düşük tespit edildi (p:0,007). Hasta grupta HGB, PLT, Folik asit değerleri kontrol grubuna göre daha düşük iken, ferritin düzeyi daha yüksek bulunmasına rağmen her iki grup arasında anlamlı fark bulunmadı. Sonuç: Bu çalışma sonucunda, hasta ve kontrol grubu karşılaştırıldığında, sadece vitamin D seviyesi hasta grubunda anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Hasta grubunda inflamasyon belirteçlerinden olan CRP ve ferritin yüksek olduğu tespit edildi. Bu sonuçlar bize, D vitamininin; bruselloz patogenezinde tanısal parametrelerde rol oynayabileceğini düşündürmektedir. Yapmış olduğumuz bu ve buna benzer çalışmalarla bölgesel epidemiyolojik verilerin elde edilmesine de katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.Öğe Primer antitüberküloz ilaçlara dirençli mycobacterium tuberculosis kompleks izolatlarının moleküler yöntemlerle genotiplendirilmesi(Dicle Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Şahin, İbrahim Halil; Akpolat, NezahatAmaç: Fenotipik olarak primer anti-tüberküloz ilaçlara dirençli olduğu saptanan Mycobacterium tuberculosis kompleks (MTBK) izolatlarının spoligotipleme, MIRU-VNTR (Mycobacterial Interspersed Repetitive Units –Variable Number of Tandem Repeats) yöntemleriyle genotiplendirilmesi ve dirence neden olan mutasyonların tespit edilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ocak 2014-Ağustos 2019 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Hastanesi Laboratuvarı Mikobakteriyoloji biriminde klinik materyallerden izole edilen ve MGIT 960 sistemi ile primer antitüberküloz ilaçlara dirençli olduğu saptanan MTBK izolatları dahil edildi. Toplam 69 izolatın 32'si (%46.4) çoklu ilaç dirençli (ÇİD), 34'ü (%49.3) izoniazid (INH) ile birlikte primer anti-tüberküloz ajanlardan bir veya birkaçına, üçü (%4.3) ise rifampine (RIF) dirençliydi. İzolatlar spoligotipleme ve 15 lokus MIRU-VNTR yöntemleri ile genotipik çeşitlilik ve klonal ilişkiler yönünden değerlendirildi, GenoType MTBDR plus (Hain Lifescience, Almanya) kiti ile dirençle ilişkili gen mutasyonları saptandı. Bulgular: Spoligotipleme sonucu en çok üyeye sahip aileler T1 (%55.4) ile TUR (%13.8) idi. İzolatların yaklaşık üçte biri (%36.92) T1 ailesinin SIT53'ünde, %9.23'ü SIT284, %12.31'i SIT41'de ve %0.77'si herhangi bir aileye dahil olmayan spoligotip SIT2560'ta kümelendi. Yedi izolat SIT2560, birer izolat SIT4, SIT608 ve bir izolat da orphan suş olarak tanımlandı. RIF dirençli izolatların 19'unda (%57.6) saptanan, rpoB geninin 531. Gen bölgesindeki TCG/TTG mutasyonu dirençten sorumlu en yaygın mutasyondu. INH dirençli izolatların 14'ünde (%46.7) katG315 gen bölgesinde AGC/ACC mutasyonu, 8'inde (%26.7) ise inhA gen bölgesinin -15 pozisyonunda C/T mutasyonları saptandı. Sonuç: İzolatlarımızın kümelendiği majör familyaların %55.4 ile T1 ve %13.8 ile TUR olduğu, saptanan kümelerin genellikle farklı illerden gelen hastalara ait karışık izolatlardan oluştuğu ve aralarında klonal ilişki bulunmadığı, dirençli izolatların literatürde belirtilen yaygın mutasyonlar gösterdikleri saptandı.Öğe PrimerAntitüberküloz İlaçlara Dirençli MycobacterumTuberculosis Kompleks İzolatlarında Dirençle İlişkili Yaygın Mutasyonların Araştırılması(2024) Şahin, İbrahim Halil; Akpolat, Nezahat; Yakıcı, Gülfer; Özcan, NidaAmaç: Dünya çapında ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşen çok ilaca dirençli tüberküloz(ÇİD-TB) etkenlerinin hızlı bir şekilde teşhisi ve direnç profilinin belirlenmesi, tüberküloz için doğru tedavi protokollerin oluşturulmasında ve kontrolünde kritik bir öneme sahiptir. Yapılan bu çalışma ile tüberküloz ön tanılı hastaların klinik materyallerinden izole edilen Mycobacteriumtuberculosis kompleks(MTBK) suşlarının MGIT 960 SIRE sistemi ile fenotipik olarak primer anti-tüberküloz ilaçlara direnç profillerinin ve GenoType MTBDR plus testi ile bu direnç gelişimi ile ilişkilendirilen rpoB, KatG, rrs, InhA, embB gibi genlerdeki yaygın mutasyonların saptanması amaçlanmıştır. Yöntemler: Çalışmaya Ocak 2014-Ağustos 2019 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Hastanesi Merkez Laboratuvarı Mikobakteriyoloji biriminde, klinik materyallerden izole edilen, immünokromotografik bir antijen(Ag) testi olan MPT64(BD,Polonya)ile MTBK izolatları olduğu tespit edilen ve BACTEC MGIT 960 sistemi ile primer anti-tüberküloz ilaçlara dirençli olduğu saptanan klinik izolatlar dahil edildi. Toplam 69 izolatın 32’si (%46,4) çok ilaca dirençli (ÇİD), 34’ü (%49,3) izoniazid (INH) ile birlikte primer seçenek anti-tüberküloz ajanlardan bir veya birkaçına, üçü (%4,3) ise rifampine (RIF) dirençli olduğu saptanan izolatlar GenoType MTBDR plus yöntemi ile dirençle ilişkili genlerdeki yaygın mutasyonlar tespit edildi. Bulgular: Rifampin dirençli izolatların 19’unda (%57,6) rpoB geninin 531. kodonundaki TCG/TTG mutasyonu, izoniazid dirençli izolatların 14’ünde (%46,7) katG315 gen bölgesindeki AGC/ACC mutasyonu, 8’inde (%26,7) ise inhA gen bölgesinin -15 pozisyonunda C/T mutasyonları dirence yol açan yaygın mutasyonlardı. Sonuç: Primer anti-tüberküloz ilaçlara dirençle ilgili mutasyonların belirlenmesinde kullanılan genotipik test(GenoType MTBDR plus) sonucunda, rifampisin direnci ile ilgili mutasyonların en çok rpoB geninin 531. kodonunda TCG/TTG mutasyonunun, izoniazid’e direncin ise katG geninin 315.Kodonunda AGC/ACC(Ser315Thr) mutasyonunun ve inhA gen bölgesinin -15 pozisyonundaki C/T mutasyonlarının dirence yol açan sık mutasyonlar olduğu saptanmış olup bu konuda daha önce yapılan çalışmalarla uyumlu bulunmuştur.