Yazar "Çelik, Mehmet Ali" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Dipper ve nondipper hipertansiyonlu hastalarda volüm yükü karşılaştırılması(2018) Çelik, Mehmet Ali; Yıldırım, YaşarGiriş ve Amaç; Hipertansiyon en sık görülen kronik hastalıklardan biridir. Kan basıncının sirkadiyen ritminin keşfi ile dipper ve nondipper kavramları tanımlanmış olup bu iki patternin farklılıkları üzerine çok sayıda çalışma yapılmıştır. Literatürde nondipper hipertansiyonda artmış morbidite ve mortalite nedeniyle bu paternin ortaya çıkmasında hangi mekanizmaların etkili olduğu önem kazanmıştır. Nondipper patternin ortaya çıkmasında gece uyku esnasında beklenenin aksine parasempatik sinir sistemi aktivitesinin sempatik sinir sistemine baskın olamaması ön planda suçlansa da RAAS aktivasyonundaki artışı, otonomik disfoksiyon, diyette artmış tuz miktarının etkili olduğu düşünülmektedir. Biz de bu fizyopatolojik nedenlerin yanı sıra gruplar arasında volüm yükünün etkisini araştırmak istedik. Materyal ve Metod; Çalışmamıza 2016 Ocak -2017 Aralık tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi İç Hastalıkları ve Kardiyoloji polikliniğine başvuran, 18-65 yaş aralığında, yeni tanı almış henüz antihipertansif tedavi almayan 92 hastayı aldık. Ambulatuvar kan basıncı ölçümleri yapıldı ve JNC-8 kılavuzuna göre 24 saatlik ortalama sistolik KB?135 mmHg ve/veya diyastolik KB?85 olan hastalar hipertansif olarak kabul edildi. Gece kan basıncının düşüş yüzdesi ''Gece KB düşüşü (%) = (Gündüz KB- Gece KB) x 100 / Gündüz KB'‘formülü ile hesaplandı. Hastalara kan basıncı düşüşüne göre dipper (?10 mmHg) ve non- dipper (<10 mmHg) hipertansiyon tanısı kondu. Takiben hastaların vücut sıvı kompozisyonunun belirlenmesi için biyoimpedans analiz yapıldı. Bu analizle hastaların total vücut suyu (TBW), ekstrasellüler su (ECW), intrasellüler su (ICW), ECW/ICW oranı, rölatif su artışı (OH/ECW) değerlendirildi. Hastaların Vena Kava İnferior (VCİ), Sağ Atrium(RA) İnterventriküler Septum kalınlığı (İVSd) ekokardiyografik yöntemlerle ölçüldü. Ayrıca hastaların hipertansif retinopati açısından fundus muayenesi yapıldı. Bulgular ; Çalışmaya %42i erkek (n:39) %58i kadın (n:53) toplam 92 hasta dâhil edildi. Nondipper hasta oranı %52 idi (48/92). Dipper(n:44) ve nondipper(n:48) olarak gruplara ayrılan hastalar karşılaştırıldığında yaş (p:0,941) ve cinsiyette(p:0,104) istatiksel olarak anlamlı bir fark yoktu. Biyoimpedans analizde her iki grup arasında ECW (p: 0,031) ve ECW/ICW (p:0,001) ‘de istatiksel olarak anlamlı fark vardı. Ekokardiyografi sonrası gruplar arasında sağ atrium çapında istatiksel olarak anlamlı bir fark vardı (p:0,017). Fundus muayenesinde HTRP saptanan ve saptanmayan hastalar karşılaştırıldığında; gece yüksek sistolik (p=0.000) ve diastolik (p=0.003) kan basıncı ile hipertansif retinopatinin progresyonu arasında istatistiksel olarak güçlü bir ilişki olduğunu tespit ettik. Sonuç: Kan basıncı ile direkt ilişkili olan OH ve OH/ECW gruplar arasında farklılık göstermezken ECW ve ECW/ICW istatistiksel olarak farklılık gösteriyordu. Non dipper hipertansif grupta uç organ hasarı daha belirgindi. Bunu yeni tanı almış hipertansif hastalarda manifest olmayan volüm yükünün bulgusu olarak değerlendirdik. Bununla birlikte non dipper hipertansif grupta uç organ hasarı daha belirgindi. Anahtar kelimeler: Nondipper hipertansiyon, volüm yükü, biyoimpedans analizÖğe Diyarbakır ili Gözalan köyünde korunan ve otlatılan mer'alardaki bitki tür ve kompozisyonları ile ot verimlerinin incelenmesi üzerine bir araştırma(Dicle Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2001) Çelik, Mehmet Ali; Başbağ, MehmetBu araştırma 2000 yılı ilkbaharında Diyarbakır ili Gözalan Köyü mevkii Temsan Fabrikasında 15 yıldır korunan bir mer'a ile bu alanın yanında yer alan uzun yıllar otlatma baskısı altında olan tipik bir ova merasında yürütülmüştür. Her iki alanda Bitkiyle kaplı alan, Botanik kompozisyonve ot verimleri incelenmiştir. Bu çalışma ova karakterli mer'alarda koruma ile ne gibi değişiklikler olduğunu ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma ile şu bilgiler elde edilmiştir. 1. Ortalama Bitki Boyları : Ortalama bitki boyları iki alan arasında önemli fark göstermiştir. Korunan alanda ortalama bitki boyu 38.76 cm, otlanan alanda 22.80 cm bulunmuştur. 2. Ot Verimleri: Yaş ve kuru ot verimleri istatistiksel olarak önemli çıkmıştır. Korunan alanda yaş ot verimleri 512.50 kg/da olurken, otlatılan alanda 292.62 kg/da bulunmuştur. Kuru ot verimi korunan alanda 154.37 olurken, otlatılan alanda 92.12 kg/da bulunmuştur. 3. Bitkiyle Kaplı Alan Yüzdeleri: Bitkiyle kaplı alan yüzdeleri iki alan için önemli derecede farklılık göstermiştir. Korunan alanda Buğdaygiller %43.40, Baklagiller % 2.75, Diğergiller % 22.7 olurken, otlatılan alanda ise Buğdaygiller % 82.03, Baklagiller % 1.63 ve Diğergiller %5.1 bulunmuştur. 4. Bitkisiz Alan Yüzdeleri: Bitkisiz alan yüzdeleri iki alan için önemli derecede farklı değerler göstermiştir: Korunan alanda %31.3 (Boş alan: % 1 1.38, Ölü Bitki: %19.88, otlatılan alanda %11.3 ise (Boş alan: %5.63, Ölü Bitki: %5.63, olarak tespit edilmiştir. 5. Botanik Kompozisyonlar: Korunan alanda 10 familyaya ait 33 bitki türüne rastlanırken otlatılan alanda 6 familyaya ait 19 türe rastlanmıştır. Bitkiyle kaplı alanlar % 100 kabul edildiğinde: Konman alanda, Buğdaygiller % 63.09, Baklagiller % 4.00, Diğergiller % 32.9 olurken otlatılan alanda ise bu değerler: Buğdaygiller % 92.39, Baklagiller % 1.83 ve Diğergiller % 5.8 olarak bulunmuştur.