Yazar "Çelebi, Adalet" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Evaluation of accessory mental foramen and accessory infraorbital foramen with cone-beam computed tomography in Turkish population(John Wiley and Sons Inc, 2023) Çelebi, Adalet; Gülsün, BelginIt was aimed to evaluate the frequency of accessory mental foramen (AMF) and accessory infraorbital foramen (AIOF) and analyse the correlation between these two foramina using cone-beam computed tomography (CBCT). The retrospective study reviewed the CBCT images of 1020 patients. The rates of AMF and AIOF were evaluated according to sex and age distributions. Correlations between the localizations of AMF and AIOF in the right and left jaws and the correlations between the occurrences of these foramina were evaluated. In the CBCT images of the 1020 patients, AMFs were detected in 48 patients, among which 14 were in the right half jaw, and 34 were in the left half jaw. AIOFs were detected in 143 patients, among which 65 were in the right half jaw, and 78 were in the left half jaw. Recognising and detecting AMF and AIOF with CBCT is important in terms of preventing complications that may occur in surgical procedures.Öğe Farklı kemik yoğunluklarında, switch platformlu iki farklı implant sisteminin boyun bölgelerinde meydana gelen kemik rezorbsiyonunun üç boyutlu sonlu elemanlar analizi ile incelenmesi(Dicle Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, 2017) Çelebi, Adalet; Gülsün, BelginOral ve maksillofasiyal cerrahide 1970'li yıllardan itibaren, dental implantlarla ilgili giderek artan birçok çalışma yapılmıştır. Kullanımı yaygın hale gelen dental implantların uzun ve kısa dönem başarısı için birçok biyomekanik faktör tanımlanmıştır. Her ne kadar bu implantların başarı oranı, çene kemiğinin yoğunluğuna ve kalitesine, implant tasarımına, yüzey yapısına ve cerrahi prosedürlere bağlı olduğu bilinse de, uzun dönem başarısında biyomekanik faktörlerin etkisi tartışılmazdır. İmplantın başarısızlığına neden olan en önemli faktör, implantın boyun bölgesindeki kemiğin rezorbe olmasıdır. Bu rezorbsiyonu en aza indirgemek için, son yıllarda implant üreten firmalar tarafından "switch platformlu boyuna" sahip implantlar piyasaya sunulmuştur. Bu nedenle biz, dental implantların biyomekanik özellikleri içinde en önemlisi olan ve hakkında en çok çalışma ve yorum yapılan "boyun tasarımı" hakkında araştırma yapmayı planladık. Araştırmamızda; switch platform özelliğine sahip iki farklı implant sistemini farklı kemik yapılarına implante ederek, açılı kuvvetler uygulamayı ve implantların boyun bölgesinde meydana gelen kemik rezorbsiyonunu incelemeyi ve birbirleri ile kıyaslamayı hedefledik. Araştırmamızda in vitro olarak 4 farklı çapta iki implant markasına (Biohorizons®, Alpha-Bio Tec®) ait toplam 4 adet dental implant modeli seçilmiş ve bu dört farklı çaptaki dental implantlar, maksiller1. molar ve mandibular 1. molar diş bölgelerine bilgisayar ortamında uygulanarak modeller elde edilmiştir. Bu modellere, intraoral kuvvetleri taklit etmesi açısından vertikal ve oblik yönde gelen kuvvetler uygulanarak, çalışma grupları oluşturulmuştur. Vertikal ve oblik yönde uygulanan kuvvetlerin; kortikal ve spongioz kemikte oluşturdukları gerilme değerleri ve implant yüzeylerinde oluşturdukları Von Misses stres değerleri, Finite Elements Metodu (FEM) ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada; implantların kemik ile olan osseointegrasyonunun yanısıra, switch platformlu implantların boyun çevresindeki kemikte meydana gelebilecek rezorbsiyonunda ne oranda olacağı araştırılmıştır. Bu çalışmada elde edilecek sonuçların, klinik ortama aktarılıp hangi tip kemikte nasıl bir implant uygulanacağının ve kemik kaybının ne derecede meydana geleceğinin öngörülebilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca hangi tip boyun tasarımının tercih edilebileceği, kemik yapısına en uygun implant çapının ve uzunluğunun hangisi olacağı ve bunların doğru yapılmasıyla implant uygulamalarındaki başarısızlıkların azaltılması hedeflenmiştir. Araştırmamızda, platform switching tasarımına sahip 2 farklı implant modeli ile çalışılmıştır. Bunlardan ilki, Tapered Internal Plus Implant (TIPI; Biohorizons®, USA); 3.8 mm, 4.6 mm çapında ve 10.5 mm uzunluğunda 2 implant, ikinci model ise Dual Fit Implant (DF; Alpha-Bio Tec®, İsrail); 3.75 mm, 4.2 mm çaplarında ve 10 mm uzunluğunda 2 adet olmak üzere toplam 4 implant modeli kullanıldı. İmplantların yerleştirileceği maksiller ve mandibular kemik modelleri tasarlandı. Next Engine 3D lazer tarayıcı ve Rhinoceros 4.0 yazılım programı kullanılarak endosteal implantlar, abutmentlar (düz ve 25? açılı) ve protetik üst yapılar bilgisayar ortamında 3 boyutlu katı model haline getirildi. Protetik üst yapıda belirli noktalardan, vertikal ve oblik (30? açılı) yönde kuvvet uygulanarak, toplamda 32 model elde edilmiş ve 70 adet analiz yapılmıştır. Araştırmamızın sonucunda, kuvvetlerin implant çevresindeki kemikte ve implant yüzeyinde oluşturduğu Von Misses stres değerlerini şekiller ve renk skalaları ile gösterdik. Ortaya çıkan verileri ise tablolar oluşturarak açıkladık. Sonuç olarak; vertikal ve oblik yönde gelen kuvvetlerin, vertikal ve oblik pozisyonda yerleştirilen implantların boyun bölgesindeki kemikte ve implant yüzeyinde gerilimlere yol açtığını saptadık. Kemik modellerine uygulanan oblik ve vertikal yüklemeler karşılaştırıldığında, implantın kret modülü (boyun kısmı) çevresindeki kortikal kemikteki Von Misses stres değerleri, oblik yönde uygulanan kuvvetlerde anlamlı bir artış göstermiştir. Çalışmamızda her iki implant modeline uygulanan kuvvetler ve implantların yerleştirme pozisyonları sonucunda en az stres dağılımı, implant ve kuvvetin aynı doğrultuda uygulanması ile elde edilmiştir. Ancak kuvvetin açılı uygulanma yönü ve implantın açılı yerleştirilme pozisyonu ile elde edilen gruplarda, maksimum Von Misses stres değerinin implantın boyun çevresindeki kemikte rezorbsiyonu arttırıcı yönde değiştirmiştir. Klinik olarak kullanımı yaygın olan implantlarla ilgili stres analiz çalışmalarının klinisyenin implant yüzeyi, boyun özellikleri, platform seçenekleri ve uygulama protokolleri açısından yönlendirici olacağını ve farkındalık yaratarak implantolojide başarı oranını arttıracağını düşünmekteyiz.